• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

"Depresyondan bile sıkılırım"

0 0

Star TV ekranlarında yeni sezonuyla izleyici karşısına çıkmaya hazırlanan Kuzgun'un başrolleri Burcu Biricik ve Barış Arduç diziyi ve bilinmeyenlerini anlattı.

15 Eylül 2019 Pazar 21:25

Yeni sezon için "Dila, Ferman ve Kuzgun arasında çıkmazda kalıyor. Sevgi neydi? Sevgi emekti! Bunu anlatıyor ve ben de bu gelgiti oynarken bile çok yaşıyorum" diyerek ipuçları veren Biricik yaşantısı hakkında, "Kötü duygularla beslenip kafamda büyütmüyorum. Ben depresyondan bile sıkılırım. Beş-altı saati öyle geçireyim, hemen birini arar, bir organizasyon yapar, silkelenirim. Etrafımda da kötü enerji saçan biri varsa yardımcı olmaya çalışırım, olmuyorsa da kaçarım" ifadelerini kullandı.

 

Kuzgun dizisinin başrolleri Burcu Biricik ve Barış Arduç hakkında merak edilenleri Hürriyet'ten Hakan Gence'ye anlattı.

 

Uzun süredir gazete röportajı vermiyorsunuz. Herkes işlerinizi konuşurken siz neden susuyorsunuz?

 

- Sessiz olmak gibi özel bir çabam yok. Sakin yaşadığım, ortalıkta görünmediğim zamanlar daha mutlu oluyorum.

 

32 yaşındasınız. 30’lu yaşlarla birlikte bazı şeylerin değiştiği söylenir. Sizde neler değişti?

 

- Kendimi bildim bileli sakindim ama fevrilik yapıp kolay parlayabiliyordum. 30’dan sonra metanet geldi.

 

Şöhretin tadını çıkarmak varken vaktinizi köpeklerinizle mi geçiriyorsunuz?

 

- Onların da bana ihtiyacı var. İşimizin temposu belli; birtakım değerleri, ailemizi ihmal edebiliyoruz. Onlarla olmak beni mutlu ediyor. Arkadaşlarımız geliyor, yemek yapıyoruz, film izliyoruz. Geçenlerde krem brüle yaptım, acayip oldu. 

 

Son dört yılda adınızı devler ligine yazdırdınız. Bu sürede neler yaşadınız?

 

- İnsan denilen varlık her şeye alışıyor. Bu yüzden bir süre sonra her şey normalleşiyor. Bu da aslında avantaj çünkü hayatının değiştiği dönüm noktalarında bocalama ihtimalin çok yüksek. Hayatıma bir anda çok büyük bir hikâye girdi. Bunu sindirdikçe daha temkinli oluyor, ayağın yere basarak hareket ediyorsun.

 

Adınızın başına konan ‘yakışıklı’ sıfatı size ne hissettiriyor?

 

- Yakışıklılığa takılıp kalmak bana doğru gelmiyor. Ben kendimi mesleğimde geliştirmekle yükümlüyüm.

 

‘Kuzgun’daki ters köşe rolü seçmenizin sebebi bu mu?

 

- Evet, hatta daha ters köşe işler istiyorum. Mesela bir sinema filminde 20 kilo vermek gibi. Bir oyuncuyu, aynaya baktığında kendine yabancılaşmaktan daha çok ne heyecanlandırabilir?

 

Yakışıklısınız, ünlüsünüz. Ama sizi tanıdığımızdan beri tekeşlisiniz. Bunu nasıl sağlıyorsunuz?

 

- Kimse bunu zorla yaptıramaz, kişinin kendi karakteriyle ilgili bu. Huzuru seviyorum ve huzurumuz yerinde olduğu için de yılları devire devire gidiyoruz.

 

İnsanın aklı hiç başkalarına kaymaz mı?

 

- Çok şükür öyle bir durumum yok. ‘Tüh be’ dediğim tek bir an bile yok. Aslında bu belki de benim şansım. Hayatımda birinin olması beni dengeliyor.

 

Sürekli pozitifsiniz, etrafınıza neşe saçıyorsunuz. Bu ne kadar gerçek?

 

- Yaşla mı ilgili bilmiyorum ama bazen bunu ben de sorguluyorum.

 

Yanıtı bulabildiniz mi?

 

- Arıyorum ama şunu biliyorum ki bu, algı yaratmak için çaba harcayarak yaptığım bir şey değil. Benim de inişlerim çıkışlarım oluyor ama çocukluğumdan beri böyleyim. Bizim ailede herkes neşeli. Bugün Elmalı’ya (Antalya’da büyüdüğü yer) gidip beni sor, yine hep enerjik olduğumu söylerler.

 

Bu enerji patlamasının sebebi ne?

 

- Enerji mevzuuna inanıyorum. Birinden aldığım negatif enerjiyle dağılabiliyor, kendimi toparlayamayabiliyorum. Sıcaklığı ve samimiyeti seviyor, bu yüzden karşımdan da onu görüyorum.

 

Peki bu halinizi ne bozar?

 

- Kötü duygularla beslenip kafamda büyütmüyorum. Ben depresyondan bile sıkılırım. Beş-altı saati öyle geçireyim, hemen birini arar, bir organizasyon yapar, silkelenirim. Etrafımda da kötü enerji saçan biri varsa yardımcı olmaya çalışırım, olmuyorsa da kaçarım.

 

Anlattığınız hikâyede aşk ön planda. Siz aşkı nasıl anlatırsınız?

 

Barış Arduç: Tarifi olmayan ruhani bir şey. O kişiyle yan yana geldiğinde kimyan, ruhun, her şeyin değişir. Kendini değil, onu düşünürsün.

 

Dizide aşkınızın önünde büyük bir gurur engeli var. Aşkta gurur olur mu?

 

Burcu Biricik: Bazı yerlerde ben de gururluyumdur. Ama tabii dişe dokunan bir şey olmalı. Ne için gurur yaptığıma bakarım; boş bir gurursa, elde kıymetli, değerli, yaşanması gereken bir şey varsa çok uzatmam.

 

Siz de karakterleriniz gibi intikamcı mısınız?

 

B.A.: Bende Kuzgun’un da sahip olduğu gibi gelincik kini var (Gülüyor). Taktım mı takarım ama beni o kine sürüklemesi için acayip travmatik bir şey olması lazım. Deli gibi onunla yaşamam ama kafamın bir yerinde tutarım. Onun dışındaki şeylere sinirlenirim, geçer.

 

Onlar gibi çocukluk travmalarınız var mı peki?

 

B.B.: Hepimiz gibi benim de vardır. Mesela tanıştığım çoğu kişinin baba problemi var ya da bir şekilde görüşmüyorlar. Gittiğim bir workshop’ta travmalarımızın dört yaş itibariyle ortaya çıktığını öğrendim. Sevgi, güven, sıcak bir yuva gibi ihtiyaçlar o yaşta tamamlanması gereken şeyler. Ve gördüm ki 20 kişilik sınıfta bile hepimizin bir eksiği var. Genele yaydığımız zaman çok ciddi bir oran bu. Bir şeyleri tamamlamadan, bir yerden beslenemeden büyüyen o kadar çok insan var ki… İşte bu eksiklerin yansıması da şu an bizi biz yapan unsurlar.

 

Birbirinizi nasıl anlatırsınız?

 

B.A.: Anlaşabilmek, yalansız, dürüst olmak çok önemli. Rol arkadaşınla olduğunuz gibi masaya oturup içinden geleni söylemen lazım. Burcu’yla ilişkimiz böyle. Çok iyi anlaşıyoruz, enerjisine bayılıyorum.

 

B.B.: Barış benim canım. Halden anlamak güzel bir şey, biz birbirimizin halinden çok iyi anlıyoruz. Hayatımızı, varsa sorunlarımızı, işimizi birbirimizle rahatça konuşuyoruz. Şimdi aramıza Onur da (Saylak) katıldı. Onunla çalışmak da büyük keyif ve şans.

 

Birinci sezonu hiç izlemeyen biri ikinci sezondan başlarsa konuyu anlayabilecek mi?

 

B.A.: Kesinlikle. Geçen sezon bir hikâyemiz vardı; bu sezon hayatımıza yeni karakterlerle birlikte yeni çatışmalar giriyor. Yeni oyuncular ve yeni hikâyelerle, altmetni olan, yeni bir dizi başlıyor gibi.

0 0
YORUMLAR
YORUM EKLE

captcha