• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

Doğa Rutkay: Babam ünlü olunca kendimi ispat etmem gerekti

Doğa Rutkay: Babam ünlü olunca kendimi ispat etmem gerekti
0 0

'Fatih Altaylı ile Bire Bir'in bu haftaki konuklarından biri de ünlü oyuncu Doğa Rutkay oldu. SHOW TV'nin komedi programı 'Güldür Güldür'ün ekibinde yer alan Rutkay, "Hayata 1-0 yenik başladım. Babam ünlü olunca kendimi ispat etmem gerekti." dedi.

19 Mayıs 2022 Perşembe 11:33

Fatih Altaylı ile Bire Bir', renkli konuklar ve keyifli sohbetlerle Bloomberg HT'de ekran yolculuğuna devam ediyor. Altaylı, dün akşamki programında; Oyuncu İbrahim Selim ve Doğa Rutkay, müzisyen Su Soley, komedyen 'Anlatanadam' ve şef Sinem Özler'i ağırladı.

 

"GÜLDÜR GÜLDÜR GERÇEKTEN ZOR İŞ"

 

SHOW TV'nin sevilen programı 'Güldür Güldür'de yer alan Doğa Rutkay, "Bu yıl 9. sezonu bitiriyoruz. Doğaçlama oynamıyoruz. Bütün cümlelerin devamlılığı var. Herkes birbirinin lafını ezberlemek zorunda. Bir gün ezber, iki gün prova yapıyoruz. Durmadan 3 saat boyunca skeç oynuyoruz. Çok nadirdir yani, ben lafımı unuttum, biri takıldı düştü Ali (Sunal) zile basar. Sadece oradaki iki cümle sadece doğaçlama şakadır. 15 sayfa metin var. O metinden dışarı çıkamazsın. Biri metinden çıkarsa ucunu toplayamazsın, baştan da oynayamazsın çünkü seyirci izliyor. Gerçekten zor iş ama deli bir sevdayla yapıyoruz. İnsanlar 'sayenizde gülüyoruz' diyor. Ne mutlu bize." ifadelerini kullandı.

 

"ALİ İLE OKUL ARKADAŞIYDIK"

 

Ali Sunal ile tanışmasında da bahseden Rutkay, "Lisede okul arkadaşıydık. Ben Ankara'da orta okulu okurken babam İstanbul'a getirdi. İstanbul'da ilk girdiğim ev Kemal (Sunal) Ağabey'in eviydi. 2-3 gün babamla orada kaldım. Yıllar sonra 'Güldür Güldür'de Ali ile yine yollarımız kesişti." dedi.

 

"SIT COM'DA OYNAMAK İSTİYORUM"

 

Son zamanlarda sit com dizilerinin ekranlarda olmaması hakkında konuşan Rutkay, "Güldür Güldür bir gün biterse, bir sonraki planım sit com. 'Aşkım aşkım' ile başladım. Mehmet Ali Erbil, Emel Sayın, Osman Yağmurdereli... Sonra 'Pembe Patikler' diye bir iş yapmıştım. 5-6 yıl o sürmüştü. Hali Ergün ile Oya Aydoğan ile rol almıştım. Mizahı sert bir işti. 40-54 dakikalık çok kısa işlerdi belki bu yüzden günümüzde yok." şeklinde sözlerini sürdürdü.

 

"BABAM ÜNLÜ OLUNCA KENDİMİ İSPAT ETMEM GEREKTİ"

 

Aynı zamanda usta sanatçı Rutkay Aziz'in kızı olan oyuncu, Altaylı'nın 'Çok ağır bir soyadın sahibi olmak nasıl bir duyguydu?' sorusunu şöyle yanıtladı:

 

Hayata 1-0 yenik başlıyorsun. Çünkü bir etiket yapıştırıyorlar size. Sizi buldukları gibi değil umdukları gibi görmek istiyorlar. Dolayısıyla kendini ispat etmek bir süreçti. Bunu çok dayattılar bana. Babam drama yerine beni komediye yöneltti. İşin gizli kahramanı hep babamdı. Arkeoloji ve tarih okumak istedim, puanlarım yetmeyince konservatuvarı denedim. Çocuklarım biraz daha büyüdükten sonra eğitimini almak istiyorum.

 

Rutkay ayrıca çocukları için eşiyle yazdığı kitaptan da bahsetti:

 

Kerimcan ile hamileliğim dönenimde bir hayal kurmuştuk. 'Piraye ve Rutkay'a bir hikaye yazalım, bir anı bırakalım' dedik. Piri ve Ruti adında bir kitap yazdık. Onların sayesinde çocuklar da okusun dedik. 10 tane seri çıkacak.

 

"ANKARA'DA YAPILABİLECEK HER ŞEYİ YAPTIM"

 

Sanat yolculuğunu anlatan İbrahim Selim ise, "Ankara'da doğdum. Hacettepe Üniversitesi Konservatuvar Bölümü'nü kazandım. Oyunculuk eğitimini tamamladıktan sonra İstanbul'a taşındım. Ankara'da yapılabilecek her şeyi yapmıştım. Pek çok tiyatro oyununda rol aldım. 'Bunu ben de yaparım' oyunuyla Yılın En İyi Erkek Tiyatrocusu ödülünü aldım." dedi.

 

"ALİCE, TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK MÜZİKALİ"

 

Rol aldığı Alice Müzikali'nden de bahseden oyuncu, "Kibirden söylemiyorum ama Türkiye'nin en büyük müzikali. Üç tane büyük yapımcı var. Çok ciddi büyük bir prodüksiyon yatırımı yapıldı. Pandemide kısıtlamalar döneminde yarı salona oynamak istedik ama prodüksiyonu karşılamıyordu. Türkiye turnesine çıkamadık. Çünkü onun teknolojisini de götürmek lazım. İngiltere'den organizatörler geldi, inanamadılar böyle bir şey beklemiyorlardı." ifadelerini kullandı.

 

"SERENAY'IN LOKOMOTİF OLMASINDAN MUTLULUK DUYDUK"

 

Tiyatro geçmişi olmayan Serenay Sarıkaya hakkında da konuşan Selim, "Serenay'ın nasıl çalıştığını biliyordum. Serenay, biz provaya girmeden 1.5 ay önce çalışmaya başlamıştı. Onun lokomotif olmasından büyük mutluluk duyduk, Enis (Arıkan) de keza öyleydi." diye konuştu.

 

"STAR, KONUK OLMALI"

 

İbrahim Selim, talk show programı ile ilgili de açıklamalarda bulundu:

 

Herhangi bir patron onayına ihtiyaç duymadan, yakın çevremizdeki insanlarla 'bir ekonomi yürütebilir miyiz' diye düşündük. Gittikçe de hem ekip, hem de ekonomisi büyüdü. Programa katılan insanların gerçekten kendileriyle ilgili konuşacak alanları şu an yok. Sosyal medya ya da ayak üstü hızlı röportaj yapılan yerlerde olabilecek bir şey değil. Ben de oyuncu olduğum için böyle bir alan olmadığını biliyordum. Show programında starın konuk olması gerektiğini düşünüyorum. Konuk şaka yapıyorsa gülüyorum, üzerine daha iyi şaka aramıyorum. Bazen bu konuyla ilgili tuhaf eleştiriler de geliyor. Mesela Cem Yılmaz'ın geldiği bölümde biri 'keşke biraz daha sıkıştırsaydın' dedi. Ben gazeteci değilim. Hayranı olduğum adam 1 metre ötede şaka yapıyor, bırak da güleyim yani. Konuk rahatladıkça daha samimi ve eğlenceli program ortaya çıkıyor.

 

"BEYAZIT, 'SEN BU YOLUN YOLCUSU DEĞİLSİN' DEDİ"

 

Sahne adı 'Anlatanadam' ile tanınan komedyen İbrahim Türker, "Aslında iş adamıydım. Beyazıt Öztürk çok yakın bir arkadaşım. İş adamlığı yaparken Beyazıt, 'Sen bu yolun yolcusu değilsin' derdi. Hikayelerimi anlata anlata adım 'Anlatanadam' kaldı. Yapımcı olmaya karar vermiştim. Şirketimi sattım İstanbul'a geldim, televizyon yapımcısı oldum. Sonra dolandırıldım, sadece param değil neşem de çalındı eve kapandım. Sonra çevrem destek oldu. Bu işe başlamak isteyen insanların, minimum 5 dakika, maksimum 15 dakika arasında 'set' dediğimiz aşağı yukarı 2-3 dakikada bir şaka barındıracak hikaye oluşturmaları gerekiyor. Bu işin bir matematiği var. Seyirci önünde denemek gerekiyor. Sizi tanımayan seyirci acımasızdır. Stand-up zorlayıcı bir iş." ifadelerini kullandı.

 

"AJDA PEKKAN İLE 3 YIL ÇALIŞTIM"

 

Müzisyen Su Soley ise, "ODTÜ Okul Öncesi Öğretmenliği'nden mezun oldum. 2006'da İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Müzikal Tiyatro Bölümü'nü kazandım. Üniversite yıllarında şarkı söylemeye başlamıştım. İstanbul'da zorlandım, Ankara'ya dönecektim ki iş teklifi geldi. İlerleyen zamanda İstanbul Gelişim Orkestrası'nda yer aldım. Ajda Pekkan, Yalın ve Teoman ile 3'er yıl çalıştım. Teoman'dan sonra vokali bıraktım. 2018'de yapım şirketi kurdum. Bu yıldan beri de kendimi albümlerimi yapıyorum. Ayrıca 500'ün üzerinde çocuk şarkıları ve ninnilerini seslendirdim. 'Dandini Dandini Dastana' 360 milyon kez dinlendi." diye konuştu.

 

"GENEL MÜDÜRLÜKTEN SONRA ŞEF OLDUM"

 

Aşçılık serüvenini anlatan Sinem Özler, "Reklamcılık mezunuyum. 12 yıl ajanslarda çalıştım. O dönemki patronum yeme-içme sektörüne girdi. Ben de onun sayesinde bu sektöre bulaştım. Şirketin genel müdürü sonrasında da şefi oldum. Teknik olarak negatif terfi olsa da öyle değil aslında." dedi.

0 0
YORUMLAR
YORUM EKLE

captcha