• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

Cemre Birand, 7. ölüm yıl dönümünde eşi Mehmet Ali Birand’ı anlattı: Önce gözüm tutmadı sonra fırtınada birbirimizin sığınağı olduk

Cemre Birand, 7. ölüm yıl dönümünde eşi Mehmet Ali Birand’ı anlattı: Önce gözüm tutmadı sonra fırtınada birbirimizin sığınağı olduk
0 0

7 yıl önce kaybettiği eşi Mehmet Ali Birand'ı anlatan Cemre Birand, “Birbirimizi liman gibi görüyorduk. Beraber olduğumuz zaman o bana çok anlatıyordu, ben de ona çok anlatıyordum. Anlatacak kimsenin olmaması çok zor” dedi.

17 Ocak 2020 Cuma 19:37

Gazeteci-yazar Mehmet Ali Birand 7 yıl önce, 17 Ocak 2013'te hayatını kaybetti. 

 

Cemre Birand, eşinin gazetecilik tarihine geçen programı 32. Gün ismini taşıyan YouTube kanalında eşi Birand’ı oğlu Umur Birand’a anlattı.

 

"Önce hiç gözüm tutmadı"

 

Umur Birand’ın “Babamı ilk gördüğünde gözün neden tutmadı” sorusuna “Nasıl tutsun Umur? Şişman bir adamdı, üstündeki elbise iğreti gibi duruyordu, çok siyah saçları vardı, çok siyah sakalı vardı, burnu çarpıktı, dişleri çarpıktı, bir de topallıyordu yürürken” diye cevap veren Cemre Birand, sözlerini şöyle sürdürdü:

 

 

“Ben kolejliyim. Sarışın, yeşil gözlü erkeklere alışık bir insan olarak bu kara-kuru Galatasaraylı benim çok tuhafıma gitti ve gözüm hiç tutmadı. Beraber çalıştıktan sonra, arkadaş olduktan sonra onun çok değişik olduğunun farkına vardım. Tatlı dilliydi”

 

Mehmet Ali Birand ile ilk tanıştıkları dönemi anlatan Cemre Birand, “Öyle bir aileden geliyorum ki o aileye hiçbir dedikodu gelmemesi lazımdı. O zamanlar aileler öyleydi. Bugün insanlar o kadar aldırmıyorlar. Ama o zamanlar ailemizin lafının dışına çıkmazdık. Annem bana derdi ki ‘Tamam evladım, kiminle istiyorsan çık, baş başa çıkma.’ Etrafımızda bir arkadaş grubumuz vardı, onlara biz Mehmet Ali’yle ‘Palmiye’ diyorduk. Onların arkasında biz de hayatımızı devam ettiriyorduk” dedi.

 

"Birbirimizden kuvvet alıyorduk"

 

“Birbirimizi liman gibi görüyorduk. Beraber olduğumuz zaman o bana çok anlatıyordu, ben de ona çok anlatıyordum” diyen Birand, “Başında öyle değildi ama o fırtınan içinde küçük bir vaha gibi yaşıyorduk. Birbirimize olan sevgimiz, bağlılığımız, aşkımız o fırtınaların ortasında bir rahat nefes gibiydi, ondan kuvvet alıyorduk” şeklinde konuştu. 

 

Oğlu Umur Birand’ın “Geriye dönüp baktığında hangi anı durdurmak isterdin” sorusuna “Brüksel’i” diye cevap veren Birand şunları söyledi:

 

"O anı durdurmak isterim, hep orada kalmak isterim. Sen 3 veya 4 yaşındasın. Baban daha 32. Gün’ü yapmaya başlamamış, daha lokal bir gazeteci. Evin içinde. Ben çalışıyorum, o çalışıyor. Brüksel’deyiz ve güvendeyiz. Basit, küçük, bizim ve güvende. Onu durdurmak isterim."

 

"Cahil cesareti vardı"

 

Eşinin sevgisinin eksikliğini hiç hissetmediğini ve kendisine hep değer verdiğini anlatan Birand, “Ama onun öyle bir hırsı vardı ki… O sevginin o değerin üstüne giden bir hırsı vardı. ‘Onlara göstereceğim’ derken beni geri planda tuttuğu çok oldu. Benim istemediğim çok şey vardı. En başında gitti Apo röportajı yaptı, gitti ASALA’nın en azılı olduğu zamanda onların arasına girdi. Hayatını tehlikeye koydu. Savaşlara gitti. Ben ne desem hiç umrunda değildim. Cahilliğin cesareti vardı. Cahildi, farkında değildi yaptığının” ifadelerini kullandı.

 

"Anlatacak kimsenin olmaması çok zor"

 

Birand, “Hayatın nasıl” sorusu üzerine şunları söyledi:

 

"Hafif gri… Ama sizler varsınız onun için keyifli. Sen varsın, torunum var, ailem var. Yalnızım… Konuşacağım 2 tane köpeğim var akşamları. Anlatacak kimsem yok. Paylaşacak kimsem yok. Güzel bir şey görüyorum, dönüyorum, birisine anlatacağım; yok. Anlatacak kimsenin olmaması çok zor. Fısıldaşmayı özlüyorum. Birisine önemli olmayı özlüyorum. Kimseye önemli değilim bugün."

0 0
YORUMLAR
YORUM EKLE

captcha