• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

Yavuz Baydar: Sıra muhalefetin topyekûn tasfiyesine gelecek

Yavuz Baydar:  Sıra muhalefetin topyekûn tasfiyesine gelecek
0 0

Gazeteci Yazar Yavuz Baydar, yaşanan süreçte toplumun her kesimine savaş açıldığına dikkat çekerek, sıranın muhalefetin topyekûn tasfiyesine geleceğini belirtti.

16 Ocak 2016 Cumartesi 12:03

Gazeteci Yazar Yavuz Baydar, Başkanlık ihtirası, iktidar obezitesi ve hesap vermekten firar etme içgüdüsü nedeniyle sivil topluma savaş açıldığını vurgulayarak, sıranın muhalefetin tamamının tasfiyesine geleceğini öne sürdü.

 

Baydar, "Muhalefetin topyekûn tasfiyesine de sıra gelecek, hiiç merak etmeyin. Sessiz kalınan her ezme eylemi; ondan sonrakilerin içtihadı, maymuncuğu oluyor, görmüyor musunuz?" diyerek muhalefeti uyardı..

 

Baydar'ın Özgür düşünce sitesinde yayınlanan 'Paramparça' başlıklı bugünkü yazısı şöyle; 

 

 

Her seferinde yeni icat edilmiş düşmanlar eklenerek, içine organize iş çeteleri katılarak genişletilen bu savaş cephesi gazeteciydi, yargıydı, iş âlemiydi, öğretmendi, polisti, şu veya bu dernekti, cemaatti, hastaneydi, doktordu, öğrenciydi, şuydu buydu diye genişledikçe genişledi. 

 

Buralara kadar geleceği belliydi. Hâlâ şüphesi olanlar, şaşkalozu oynayanlar için bir kez daha altını çizeyim: 
 

Bundan sonra nereye gideceği de artık belli. 
 

Önüne gelene savaş açmakla beslenen, şiddetle viagralanan faşizan bir zihniyet karşımızda dikiliyor. 
 

Başkanlık ihtirası, iktidar obezitesi ve hesap vermekten firar etme içgüdüsü öyle bir seviyede ki, neredeyse bütün sivil topluma karşı savaş açılmış durumda. 
 

Her seferinde yeni icat edilmiş düşmanlar eklenerek, içine organize iş çeteleri katılarak genişletilen bu savaş cephesi gazeteciydi, yargıydı, iş âlemiydi, öğretmendi, polisti, şu veya bu dernekti, cemaatti, hastaneydi, doktordu, öğrenciydi, şuydu buydu diye genişledikçe genişledi. 
 

Ama aldıran olmadı. 
 

Ve sonunda, tek bir kişinin iki dudağından çıkanlara endekslenmiş kara bir devlet gücü akademi âleminin kapılarını kırıp içeri girdi ve bu ülkenin en parlak insan kaynağını içinde barındıran üniversiteler de kendisini bu amansız savaşın tam ortasında buluverdi. 
 

Bir metne imza attılar diye 1128 üniversite öğretim üyesi şu anda savunmasız ve dehşet içinde, bir sürek avının kurbanları. 
 

Bu yazı yazılırken, gözaltına alınanların sayısı 27’yi bulmuş durumda. 
 

2001 yılında ne demişti, dünyanın başına bin türlü belayı açan ABD Başkanı George W. Bush?
 

“Ya bizden yana olursunuz ya da karşınızda bizi bulursunuz!”
 

Aydın düşmanlığı ülkemizi yönetenlerin iliklerine, genlerine işlemiştir. 
 

Kendi kifayetsizliklerini örtmenin en kolay ve en utanç verici yoludur bu. Bayrak yarışındaki gibi, birbirlerine bu pis çubuğu iletmeyi görev sayarlar. 
 

Savunmasız aydınlara saldırının en vahim örneklerinden birini, 250 kadar Osmanlı Ermenisi entelektüelin İstanbul’da evlerinden barklarından bir gece toplanarak hapishaneye gönderildiği 24 Nisan 1915 gecesi yaşamıştık. 
 

Aradan 100 yıl geçti ve bakın neredeyiz. 
 

***


Cumhurbaşkanı, dün George W. Bush’un sloganına sahip çıkarken 1128 aydına karşı açtığı şahsi savaşa şöyle açıklık getiriyordu: 
 

“Bütün bu olan olaylar karşısında kalkıp da kapkara bir bildiri yayımlayıp, o katliamların altına imzayı koyan akademisyenleri özellikle tekrar kınıyorum, şiddetle kınıyorum. Önünde bir profesör, doçent bilmem ne olması kimseyi aydın yapmaz, bunlar kapkaranlık insanlardır. Bunlar zalimdir, alçaktır, çünkü zalimlerle birlikte olanlar zalimdir. Katliam yapanlarla beraber olanlar katliam içerisinde oldukları için onlar da aynı suçu işlemişlerdir.” 
 

Ne diyeceksiniz? 
 

“Bu bir anayasa ihlalidir, bu Türkiye’nin altına imza attığı insan hakları sözleşmelerinin, içtihatlarının hepsine aykırıdır, kuvvetler ayrılığının ölüm ilanıdır, bu lastik gibi oynana oynana kopma noktasına gelmiş bir toplumu çileden çıkarma denemesidir, bu...” 
 

Deseniz ne olacak, demeseniz ne olacak? 
 

Güç kimde, belli. 
 

Nasıl kullanıyor, belli. 
 

O güç, ‘Orta Asya tipi despotizm’ için attığı her tedrici adım karşısında pasif sivil direniş ve demokrat, kitlesel bir karşı çıkış görmedikçe her şeyi yutmaya, sindirmeye, kendine bağlamaya kararlı. Sonuna kadar gidecek. 
 

Medya bitik vaziyette, yargı ‘takşak’ moduna geçti geçiyor. 
 

Sıra şimdi üniversitelerde. 
 

Dün başka bir haber daha geldi: 
 

Başbakanlık, aralarında çok sayıda HDP’linin, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP lideri Devlet Bahçeli’nin de yer aldığı 48 adet dokunulmazlık dosyasını Meclis’e gönderdi. 
 

Yolsuzluk ve görev suiistimali konularında ‘tertemiz’ olduğu için tabii ki tek bir AKP’liye ait dosya bile yok. 
 

Muhalefetin topyekûn tasfiyesine de sıra gelecek, hiiç merak etmeyin. 
 

Sessiz kalınan her ezme eylemi; ondan sonrakilerin içtihadı, maymuncuğu oluyor, görmüyor musunuz? 
 

YAZININ DEVAMINI KAYNAĞINDAN OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

 

KAYNAK: ÖZGÜR DÜŞÜNCE

0 0
YORUMLAR
YORUM EKLE

captcha