• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

Ne olacak bu ekonominin hali

Dr. Ece Cankurt

Dr. Ece Cankurt

8 Mart 2017 Çarşamba 09:48
0 0

Sürekli sorulan ama hiçbir cevabı tatmin edici olmayan bir konuyu kısmen de olsa izah edelim. Ekonomi bu kadar kötü olmasına rağmen döviz Türkiye’de neden düştü?

 

Bizim mi bilgimiz yanlış yoksa Akp bilmediğimiz bir sırra mı sahip?

 

Bildiğim kadarıyla anlatayım. Dövizin değerlenmesi veya değer kaybetmesini iki başlıkta ele almak lazım.

 

1. Ülke dışındaki etkiler

 

a. TRUMP DÖNEMİ; Tüm dünyada doların değer kazanmasının sebebi Amerika ekonomisinin ciddi bir şekilde canlanması idi. İşsizlik verileri düşen, büyümesi artan bir ülke idi. Merkez bankası yatırımcıyı daha fazla çekebilmek için faiz artırımına gideceğini açıkladı. Gibi sebeplerden dolayı dolar sürekli bir şekilde değer kazanıyordu. Tersi olarak da ülke paraları dolar karşısında değer kaybediyordu. En çok da Türkiye bundan etkilendi. Ancak şimdi ne değişti de bir anda dolar düşmeye başladı diyenlere tüm dünya tek ses olarak der ki ‘’Trump’’. Dünyanın en büyük felaketlerinden birisi olarak kabul ediliyor. Trump belirsizliğinden dolayı tüm dünyada dolar değer kaybediyor. Tersi olarak da ülke paraları değerleniyor.

 

b. BREXİT; Brexit uzun ve kısa vadede gelişmekte olan ülkelerin para birimlerinin değerini korumasına dolaylı etki sağladı. Bu daha sonra detaylandırabiliriz.

 

2- Ülke içi etkenler

 

A- VARLIK FONU, HARCA VE İSTEDİĞİN GİBİ SAT POLİTİKASI; Varlık fonuna devredilen kurumlar özelleştirme bakımından para edecek kurumlar ve kasalarında 10 milyar dolardan fazla nakit paraları mevcuttu. Hükümet maalesef bu nakitleri piyasayı rahatlatabilmek adına piyasaya sürdü. Maalesef diyorum çünkü her şey seçim değil. Seçimden sonra ne olacak? Zam ve haraç mezat satışlar olacak. Çok ciddi zarar ediyorlardı denecek. Bu kurumların ortak özelliği sektörlerini düzenleyici kurumlar olması. Satılmaları demek düzenleyicilik görevinin devletten yandaşa geçmesi demek. En sonunda da satacak bir şey kalmamış olacak.

 

B- KARA PARA; Hala yoğun bir şekilde yüklü miktarda kara ve kirli para ülkeye giriyor. En son ocak ayında 50 milyar doların üzerinde bir nakit paranın ülkeye sokulduğu iddia ediliyor. Ancak bu paralara karşılık neler gösterildi? Nasıl ve kimler üzerinden aklandığını tahmin edemiyoruz? Sadece bu kadar krize rağmen konut satışlarında ciddi artış olduğu düşünülünce adreslerden biri belli oluyor. Ve yine neredeyse iki yıldır turist sayısında ciddi düşüş ve gelir %30' lara kadar inmiş olmasına rağmen henüz hiçbir turizm firması veya oteller zincirinin batmamasından anlıyoruz ki kara paranın aktığı diğer sektör de turizm.

 

C- SİYASİ BASKI ve KORKUTMA; Özellikle Bankalar ve iş dünyası üzerindeki ciddi baskıyı hemen herkes hissediyor. Bugün çok büyüklerin tümünün bir şekilde nakitlerini ülke dışına çıkartmaya çalışması da gösteriyor ki güvensiz ortam herkesi bunaltmış. Banka ve firmaların döviz üzerindeki kaldırılamaz borçlulukları tüm bağımsız denetim firmaları ve dünya bankası gibi raporlarda ele alınmıştır. Batık kredilerin ciddi oranda artması, faizin reelin çok altında tutulmaya çalışılması, işsizliğin evrak üzeri oyunlarla düşük gösterilmesi, kişi başı gelirin son 5 yılda 3. defa hesaplama sisteminin değiştirilerek konumunu muhafazaya çalışılması hesapsız bir otokrasinin istediğini yapabilme göstergesidir. Bazı özel şirketlere el konulabilmesi tüm iş ve ekonomi dünyası üzerinde ciddi bir korku oluşturmuştur. Ayrıca birçok işadamının da basit sebeplerden tutuklanıyor olması korkuyu paranoyaya dönüştürmüş ve kayıtsız şartsız teslim olmalarını sağlamıştır. Merkez bankasının Bankalara vermesi gereken paralarda ciddi bir kısıtlamaya giderek dövize yatırımı engellenmeye çalışılmakta, ayrıca zorunlu karşılıkları da dövizden tl ye çevirerek piyasaya ciddi bir müdahalede bulunmaktadır. Bu tarz politikalarla sürekli bankacılığa müdahale edilmesi hem baskı hem de ciddi bir korku oluşturmaktadır. Artık KHK'larla iflas bile edemeyen firmalar, döviz alacak olursa terörist ilan edilme korkusuyla ne yapacağını bilemez olmuşlardır. Hükümetin vereceği ilan edilen hibelere başvuru rakamlarına bakılınca da durumun vahameti açık şekilde ortaya çıkmaktadır.

 

D. MANİPLASYON ve SPEKİLASYON; Borsa maalesef çiftlik formatına getirildi. Aktif oyuncuların kimler olduğu bilinmezken yönetimsel olarak da varlık fonuna devredilince hiçbir denetim kalmadı. Hatta Borsa'nın kurallarına riayet edecek cesarette kimse yok Borsa da 10 milyon dolarla ve hesap sorulmayan 15 adamla her türlü manipülasyonu yapabilir ve istediğiniz her firma hakkında da spekülasyon çıkarabilirsiniz.

 

E. DÖVİZ BORCU OLAN KURUMLAR VE FİRMALAR; Uluslararası anlaşmalardan dolayı borcu kamu kurumları ile belli miktarların üzerinden borcu olan firmaların (genelde kamu ihalelerinden dolayı borçlanıldı) döviz borçlarının merkez bankası ve hazine tarafından garanti altına alınması ve döviz kurunu sabitlemeleri kur üzerindeki baskıyı geçici olarak kaldırdı. Ancak yine her zamanki gibi faturayı sadece ötelemiş olduk. Yurt dışından alınmış kredilere nasıl çözüm üretilecek? Veya ne deyip ötelenecek? Her defasında borcun da faizin de artarak devam ettiğini bilmeyen yoktur.

 

Şimdi sormak lazım:

 

Bu firmalar borcunu ödeyemezlerse hazine garantisi ne demek, fatura kime çıkacak? Dolar kuru3.53'e sabitlendi, peki doların güncel fiyatı arasındaki farkı kim ödüyor? Kamu kurumlarının ellerindeki dövizi bozdurtup sonra da ihtiyaç oldukça yüksek fiyattan alındığında aradaki farkı kim ödeyecek?

 

3. Bu filmin sonu

 

Yurt dışında büyüme daha artarak devam ediyor. Trump politikaları bir şekilde stabil hale gelir. Ve daha da önemlisi daha da büyüyecek bir Amerika vaadi var ve gerçekleşirse o zaman döviz her türlü yükselişe geçecek. Amerika’nın daha çok büyümesi demek dünyadaki tüm sıcak paraların oraya kayması demektir.

 

Bizim gibi doğrudan yatırımcının değil de fonların akın ettiği ülkeler işte o zaman sıkıntıyı ciddi hissedecekler. Muhtemelen en fazla da biz hissedeceğiz. Dışarıdaki döviz kuru üzerindeki baskıyı içerden mal satarak ve sıcak para piyasaya sürerek durdurma ihtimali yok.

 

Hatta eldekilerden olmuş bir şekilde ortada kalan bir ülke konumuna düşeriz. Ayrıca içerdeki hukuksuzluklar uluslararası arena da yer bulmaya başladı.

 

Bazı uluslararası davalarda sonuçlar çıkmaya başlarsa ve bunun da ciddi cezaları olursa ki farklı bir alternatif olacağını düşünmüyorum hem maddi ve hem de manevi zararların faturası tahmin edilemez.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
YORUMLAR
YORUM EKLE

captcha