• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

Doğu Perinçek: Savaş koşullarında olur böyle şeyler (1.bölüm)

Doğu Perinçek: Savaş koşullarında olur böyle şeyler (1.bölüm)
0 0 2

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, gündeme Haberdar'a verdiği söyleşide, Güneydoğu'da çıkan çatışmalarda yaşamını yitiren ve günlerdir sokaklarda cenazesi bekletilen siviller için, "Savaşta olur böyle şeyler" ifadesini kullandı.

6 Ocak 2016 Çarşamba 09:51

VOLKAN KOÇ | HABERDAR | ÖZEL

FOTOĞRAF: MEHMET AYDOĞMUŞ

 

Doğu Perinçek… 68 kuşağının ve ondan sonraki süreçlerin en tartışmalı isimlerinden. Girdiği her seçimde başarı sağlayamamış ama her seferinde, bir sonraki seçimde iktidar olacağına inanan biri. Kendisine inananları etkileyebilecek bir hitabet yeteneği var. Öyle ki, söyleşi için gittiğimiz Vatan Partisi’nin olduğu binada görevli bir kadın işçi, “Ben Başkanıma aşığım, onu herkesten kıskanıyorum” diyor.

 

Hemen hemen her seçimde oy oranı 'yüzde 1' bile olmasa da Perinçek ve ekibi bir gün mevcut iktidarı yıkıp, ‘Kemalist’ düzeni yeniden tesis edeceğine inanıyor. Tabi bunu söylerken şunu da eklemeyi unutmuyor Perinçek: Vatan Partisi’ne bulaşan belasını bulur.

 

Perinçek’in hayatının önemli bir kısmı cezaevlerinde geçti. Askeri darbe dönemlerinde cezaevine konan Perinçek’in en son cezaevi macerası ise; Ergenekon Operasyonları… 2007’de başlayan operasyonlar sonrasında 6 yıl süren cezaevi serüveninin ardından çıkan karar neticesinde beraat etti.

 

Hakkında, ‘Her şeyi nasıl oluyor da önceden biliyor?’ gibi yorumların yapıldığı Perinçek, ‘Bilimle’ hareket ettiğini söylüyor. Yayınladığı bazı haberlerin çok sonralardan ortaya çıkması her ne kadar bazı çevrelerde kafa karışıklığına neden olsa da Perinçek “Ben bilimle hareket ediyorum. Tarihi iyi okuyorum’ diyor.  

 

Pekiyi Perinçek başkanlık tartışmalarına ve AKP’nin 1 Kasım’da tek başına iktidar olmasına nasıl bakıyor? Perinçek, AKP’nin 7 Haziran’da büyük oy kaybı yaşamasına rağmen, 1 Kasım seçimlerinden başarıyla çıkmasının suçlusu olarak CHP’yi görüyor. Toplumun birçok kesimi MHP’yi suçlarken, Perinçek aksine CHP’yi suçluyor. Askerin PKK’yla mücadele etmesinin de AKP’ye yaradığını belirtiyor.

 

Kürt Meselesi çözümü ve HDP’nin kapatılması tartışmalarına ise militarist ve radikal çözümler öne sürüyor. Başından beri ‘Açılıma’ karşı olan Perinçek, PKK’yı bitirmenin yegâne yolunun silah olduğunu söylüyor. Bu çerçevede kendisine sorduğumuz ‘Militarist misiniz?’ sorumuzu ise reddederek ‘Hayır ben vatanseverim’ diyerek yanıtlıyor. Sırrı Süreyya Önder’in ‘Dokunulmazlıklarımızı kaldırıp, bizi hapse atacaklar’ sözüne ise “Çok iyi olur. Çok da güzel olur. Ben Sırrı için falan demiyorum. PKK ile suç işleyenler tutuklansın diyoruz.​” şeklinde yanıt veriyor. Güneydoğu'da TSK'nın vatan savaşı verdiğini söyleyen Perinçek, sivillerin öldürülmesi ve cenazelerinin günlerce sokakta kalmasını ise normak karşılıyor. Perinçek, HDP’nin ‘siviller öldürülüyor’ iddialarını ise reddederek, sivilleri PKK’nın öldürdüğünü öne sürüyor.

 

 

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'in Haberdar'a verdiği söyleşinin ilk bölümü şöyle:

 

Başkanlık tartışmalarına nasıl bakıyorsunuz?

 

Türkiye'de başkanlık sistemi olmaz. Mümkün değil. 1876'dan beri gelişen bir parlamenter rejim seçeneği var. Bu Türkiye'nin ihtiyaçlarına uygun bir şekilde bugünlere geldi ve olgunlaştı. Başkanlık rejimi mafya sisteminin uygulanmasıdır.

 

Nasıl?

 

Yani başkan hem planladığına göre yasama üs organı üzerinde bir otoritesi olacak hem yürütme organı olacak. Türkiye bunu kaldırmaz. Olmayacağı görülüyor. AKP içinde de çatlaklar görülüyor. Bu olmaz ve bu olamayacak da. Bozguna uğratacağız. Başta Vatan Partisi... Zaten bunu biraz da AKP diğer yeni anayasayı geçirmek için öne sürüyor.

 

Nasıl bozguna uğratacaksınız?

 

Türk Milleti ile bozguna uğratacağız. Türk Milleti başkanlık sistemini kabul etmez. Türkiye'nin yapısına,  siyasal süreçlerine, geçmişine uygun değil. Atatürk bile başkanlık sistemi kurmamıştır.

 

Cumhurbaşkanı, Hitleri örnek verdi. Bir süredir bunu tartışıyoruz...

 

O nasıl oldu?

 

 

Cumhurbaşkanı'nın lafı...

 

Onu sizden öğrendim. Çok büyük bir gaf!  Ne diyeyim rezalet. Kendisi açısından vahim… Çocuk bile bu hatayı yapmaz. Kendisini kaybettiğini gösteriyor. Bu konuyu pek bilmiyorum yorum yapmayayım. Açıklamayı dikkatle incelemek lazım ama Hitlerden bahsetmek çok vahim! Düşünmeden yapılacak ve bütün kamuoyunu karşısına alan bir açıklama.

 

AKP, 7 Haziran seçimlerinde ciddi bir oy kaybettiği hâlde, 1 Kasım'da ne oldu da bu kadar oy alabildi?

 

Bir şey oldu. 24 Temmuz'da TSK, PKK'nın üzerine yürüdü ve çok büyük başarılar kazanmaya başladı.

 

TSK sayesinde mi aldı?

 

TSK'nın oyları hükümette olduğu için AKP'ye gitmiş oldu. Ama o oyları veren CHP'dir.

 

Nasıl ve neden?

 

Şöyle verdi: Biz CHP'ye gelin vatan bütünlüğü, teröre karşı mücadele, Türkiye'nin birinci önceliğidir. Bunu biz temsil edelim, bunun önüne geçelim ve iktidar olalım dedik. CHP ise PKK ile işbirliği şıkkını tercih etti. Yani PKK'yı koruyan, PKK'yı IŞİD'e karşı mücadele ettiği için hoş gören ve ona dokunulmasını istemeyen bir pozisyona girdi. Bizim de teklifimizi reddetti. Sonuç itibariyle, yüzde 9 oyun AKP'ye gitmesi, CHP'nin bu büyük vahim hatasının sonucudur.

 

Sizin söylediğinizin aksine hep MHP suçlandı. Bahçeli'nin seçim akşamında erken seçim çağrısı yapması ve ondan sonraki süreçlerde AKP ile aynı çizgide profil çizdi...

 

Erken seçim olabilir de MHP "Ben HDP ile hükümet kurmam" dedi. Çok doğru.

 

Siz kurar mıydınız?

 

Kurulur mu? Çünkü bölücü terör örgütünü destekleyen bir parti yasal olabilir mi? Kapatılması gerekir. Onun için MHP'nin HDP ile aynı hükümette bulunmama siyaseti son derece yerinde. Burada yanlış olan CHP… HDP'yi hükümete sokarak, ne olacaktı? Tepetakla giderlerdi. Türk Milleti bunu kabul eder mi? Böyle bir hükümet Türkiye'ye karşı kurulurdu.

 

CHP seçim hükümetinde yer almadı ama...

 

Yalvardı... CHP, AKP'ye yalvardı hükümet kurmak için. AKP dedi ki ancak seçim hükümeti kurarım. Yalvardıklarını kamuoyu gördü. Koalisyon görüşmesi yapıyoruz diye görüşmeler 1 ay sürdü. Sonra görüşmelerin koalisyon hükümeti için değil geçici bir hükümet için olduğunu AKP açıklayınca, CHP çok zor durumda kaldı.

 

7 Haziran seçimleri öncesinde, HDP sakin bir siyaset izledi. Kandil de herhangi bir eylemde bulunmadı. 7 Haziran sonrasında ise ciddi bir savaş ortamına girdik. HDP bunun sorumlusu olarak AKP'yi suçluyor...

 

Burada bir hakikat var. Nedir o? PKK'yı ezen milletin desteğini alır. Hakikat basit. Bakın HDP kendisi bu hakikati itiraf ediyor.

 

 

HDP, sivillerin de öldürüldüğünü söylüyor...

 

Hayır! Sivilleri öldürülmüyor.(Tepki gösteriyor)...

 

Ben iddiaları söylüyorum

 

Ben de iddialara yanıt veriyorum. Sivilleri öldüren PKK... TSK, orada bölücü terör örgütünün başını eziyor. Ezmesi de lazım. BU Vatan Partisi'nin programıdır. AKP'nin değil. AKP, PKK'yı besleyip, büyüttü. PKK'ya belediyeleri teslim etti. PKK'yı bu hâle getirdi.  AKP'nin tarihi vebali var. O açılımı kim destekledi? CHP. Bu AKP ile CHP, PKK'yı destekledi.

 

Bir söyleşide Güneydoğu'da vatan savaşı yaşanıyor dediniz...

 

Bir söyleşide değil her gün söylüyorum. Türkiye, 24 Temmuz'dan bu yana vatan mücadelesi yürütüyor. Toprak mücadelesi için yürütülüyor. Ve TC'de bir silahlı terör örgütü var. Diyor ki ben silahımı bırakmam. Hatta en son Kürdistan'a özerklik ilan etti ve yanlış hatırlamıyorsam, 13. madde. Benim silahlı güçlerim olacak, vazgeçmem diye açık açık söylüyor. Silahtan vazgeçmeye kalksa ABD buna izin vermez. ABD ona silah veriyor. PKK ile ABD'nin ilişkisi artık çok açık. Ne diyor Obama? Onlar bizim kara gücümüz. ABD'nin piyonu. Askeri işbirliği şimdi kamuoyuna açık bir şekilde ortaya konuyor. Böyle bir örgüte devletin yaptırım gücünü uygulamak dışında başka çözüm yok. Biz dedik. Bunlar silah bırakmaz. Milleti aldatmanın âlemi yok. Bunlar ancak silahla uslandırılır. Silah kullanarak da bastırılması gerekir.  24 Temmuz'dan bu yana da Vatan Partisi'nin programı uygulanıp, hayata geçiriliyor.

 

SAVAŞ KOŞULLARINDA OLUR BÖYLE ŞEYLER!

 

Az evvel sivilleri PKK öldürüyor dediniz.  İki taraf da birbirini suçluyor.  Örneğin bir kadının cesedi 1 hafta boyunca sokakta kaldı. Kimse gidip alamadı!

 

Savaş koşullarında böyle şeyler olur. Ben sizin için telefon edeyim, Cizre'ye, Van'a, Beytüşşebab'a, oradaki insanları dinleyin. Artık oradaki halkımız PKK'dan nefret ediyor.  

 

Pekiyi PKK'ya destek verenler…

 

Bir avuç kaldı. Artık, halk örgütleniyor, toplantılar yapıyor. 83 dernek Bingöl'de, PKK'ya karşı protesto gösterisinde bulundu. Daha önceden PKK'ya yumuşak bakan dahi artık sevmiyor.

 

HDP’NİN KAPATILMASI İYİ OLUR

 

Küçük çocuklar buzdolabında bekletiliyor. İnsanların cenazeleri oradan sağlıklı bir şekilde çıkarılamıyor. Yegâne sorun PKK mı?

 

Tabi PKK'dan kaynaklı… Türk devletinden mi kaynaklı? Rica ederim.  PKK’dan kaynaklı değil de Türk askerinden mi kaynaklı olacak? Orada kalkışmayı yapan o. Eline silahı örgüte Türk Ordusu ne yapacak, oraya onlara mı bırakacak? Vatanımızın o bölümünü onlara teslim mi edeceğiz? Orası bizim vatanımız mı değil mi önce ona karar vereceğiz? Orada biz bölücü terör örgütünü otorite alanları kurmasına izin vermeyiz.  O silahlı güç bastırılırken, o olur şu olur bu olur. Bunlar olur.

 

Sırrı Süreyya Önder, verdiği bir söyleşide, 'Dokunulmazlıklarımızı kaldırıp, bizi tutuklayacaklar' diyor. Ne diyeceksiniz?

 

O çok iyi olur.  Çok doğru olur. Bunu yapmazsa zaten, Türkiye bu meseleyi kesin sonuca götüremez. Ben Sırrı için falan demiyorum, hangi milletvekili PKK'nın yaptığı eylemlerine ortak oluyorsa, yoksa HDP'liler tutuklansın demiyoruz, ama PKK ile suç işleyenler tutuklansın diyoruz. Ama Mehmetçiği vuranlara ortak olanlar tutuklansın. PKK'ya yardım edenler elbet tutuklanacak. Vekil olmak onları kurtarmamalı.

 

Geçmişe gitmek istiyorum. Kürt Sorunu’nu, 90’larda bunu Türk Sorunu olarak tanımlıyordunuz.

 

Evet, yine Türk Sorunu... Bu bizim sorunumuz. Bizim Türkiye’mizin sorunu. Başka bir şeyin üstüne atmanın âlemi yok. Zaten o sorun çözülüyor. Ama o sorunun nasıl çözüleceği başka bir şey. Benim bununla ilgili kocaman kitabım var.

 

KÜRT YURTTAŞLARIMIZA YAPILAN HAKSIZLIKLARA KARŞI ÇIKTI

 

1991’de Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılanırken,  “ “Kürt halkı yeni bir devrim yapacak, biji serhildan, biji halkımız. Bir referandum yapacağız, Kürt halkına soracağız. Hakkâri’den başlayıp, Antep’e kadar herkese soracağız. Bu topraklarda ayrı bir devlet kurmak istiyor musunuz? Evet mi? Hayır mı? Sosyalist Parti iki halkın bir federasyonda birliğini, ortak iktidarını savunacak. Sosyalist Parti Türk ve Kürt halkı arasındaki son köprüdür... Doğuda özel savaşa son vereceğiz, her iki milleti eşit düzeye getirerek sonunda biçim olarak bir federasyonda çözerek son vereceğiz...”  bu sözleri söylemişsiniz...

 

Nerede okudun bunları?

 

Hasan Karakaya’nın sizinle ilgili yazdığı bir yazıda…

 

Valla bunlar, şimdi, biz geçmişte Kürt yurttaşlarımıza yapılan haksızlıklara karşı çıktık. Ondan sonra yine karşı çıkıyoruz. Kürt köylüsünü, Kürt yurttaşımızı, işçisine, emekçisine halkına çeşitli baskılar oldu onlara karşı çıktık. Bunları yaptığımız için oralarda seviliyoruz. Onları yapmadan zaten Türkiye buralara gelemezdi. Ama bu söylediğimiz ifadeleri Karakaya nereden almış?

 

Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde söylemişsiniz…

 

Hayır, böyle bir şey yok. Şöyle şeyler her yerde söyledim: Biz Kürt yurttaşlarımıza yapılan baskılara karşı çıkıyoruz. Hatta tek başımıza karşı çıktık. Herkes en sonunda kabul etti. Türkiye hangi noktaya geldi? O eski baskılar zorbalıklar kalmadı. Bizim mücadelemizle oldu. Ve orada serhildanları başlatan da ilk biziz… Van’da, Silopi’de, Şırnak’ta, Nusaybin’de o halk hareketlerini örgütleyen biziz.

 

KARANFİL DEĞİL, GELİNCİK

 

Öcalan ile ‘karanfilli’ bir fotoğrafınız var. O günle bugün arasında ne değişti?

 

Ben Öcalan’a karanfil vermedim. O fotoğrafta ne var? Bir kere fotoğrafa yanlış biliyorsunuz. O fotoğraftaki karanfil değil, gelincik. Olay gelincik değil. Arazide topladığı gelincikleri bana uzattı. Ne yapmalıydım? O fotoğrafı kim yayınladı. Utansak yayınlamazdık.

 

Son dönemlerde özyönetim ilanları yapılıyor. Buna mukabil Karayılan “Kürt halkının Kuzey Kürdistan’da başlatmış olduğu direniş ulusal bir direniş” derken, siz de “Vatan savaşı artık bütün gerçekliğiyle meydandadır…” İki taraf da vatan savaşı olarak görüyor…

 

Valla siz ne görüyorsunuz? Orası bizim vatanımız. Burada tarafsız kalanlar bertaraf olur onu söyleyeyim. Bu bir vatan savaşıdır ve vatan savaşında tarafsız olunmaz. Gazeteci vs herkes  bu vatanda yaşıyor. Vatanseverlik bütün yurttaşlarımızın paylaştığı bir görev, sorumluluğudur ayrı mesele ama iki taraf diye bir şey yok. Orası Türkiye Cumhuriyeti toprakları… Gidelim Kürt yurttaşlarımıza soralım.  Büyük çoğunluğu orayı Türkiye toprakları olarak görüyor. Kürdistan olarak görmüyor. Orada, şu da çok önemli, arkasında ABD var. Orası ikinci İsrail olur. Karayılan ikinci İsrail adına konuşuyor. Onların piyonları durumunda, stratejik piyondur. Şimdi belleri kırılıyor. Bir süre sonra konuşamayacak.  

 

 

BANA MİLİTARİST DİYEMEZSİNİZ!

 

Pekiyi savaşı istemeyenler ne yapacak? Özellikle de anti-militarist olanlar

 

Anti-militarist olmak, emperyalizmin militarizmine hizmet eden bir konu! Anti-militarist olarak ABD’yi, İsrail’i ikna edebilir misiniz? Siz anti-militaristsiniz diye İsrail silahları bırakacak mı? Yalnız kendi milletlerinizin içinde, İran gibi Türkiye gibi, Suriye gibi mazlum milletler içerisinde anti-militarizmle milletin vatan sorumluluklarını törpüleyebilirsiniz.

 

Size çok rahat bir şekilde militarist diyebilir miyiz?

 

Diyemezsin. Ben vatanseverim. Bakın militarizm başka bir şey, anti-militarizmi eleştirmek militarist olmak değil. Ama ben şunu biliyorum, vatan bugünkü koşullarda, ancak silahla savunulabilir. Şimdi siz İstiklal Savaşı koşullarında Atatürk’e militarist diyebilir misiniz? Bu savaş da emperyalizme karşı yapılan savaş. ABD ve İsrail’e karşı, onun piyonuna karşı.

 

 

HDP kapatılsın diyorsunuz. Yasal bir parti olarak görmüyor musunuz?

 

Hayır değil. Bölücü terör örgütünün açıkça uzantısı olduğunu kabul eden, sırtımızı biz onlara dayıyoruz diyor. Bölücü terör örgütünün başından ‘Serok Apo’ (Başkan Apo) olarak bahsediyor. Orayla bağlantısını inkâr etmiyor. Bölücü terör örgütüne erzak taşıyor. Belediye araçlarını tahsis ediyor. Bunlara nasıl yasal parti diyebiliriz? Türkiye’de terör yapma özgürlüğü olabilir mi?

 

Kapatıldığında çözülecek mi her şey?

 

Tek başına kapatmakla çözülmez. Topyekün bir programla ve mücadeleyle çözülür. Ama bir yandan nedir HDP? Bir silah gibi bir araç! PKK’nın elinden silahı alıyorsunuz ama HDP denen tüfeği bırakıyorsunuz? HDP nerede kullanılıyor? Yol kesmede, asker ve para toplamada, araç temin etmede. HDP’nin dağa gönderdiği adamı dağda kovalıyorsunuz. O adamı dağa gönderen HDP’yi kovalamayacak mısınız? Onun erzak götürmesine müsaade mi edeceksiniz?

 

Öcalan’la bir süredir görüşme yapılamıyor…

 

O da plan içinde

 

Kimin ve neyin planı?

 

24 Temmuz’dan bu yana yürütülen bir mücadele var ve göreceksiniz, Öcalan kendisine verilen rolü oynayacak. O rol için şimdi anladığıma göre görüşmelerden uzak tutuluyor. Rolü geldiği gün sahneye çıkarılacak.

 

 

SÖYLEŞİNİN 2. BÖLÜMÜ YARIN HABERDAR'DA

 

0 0 2
loading...
YORUMLAR
  • Ziyaretçi
    fer ten6 Ocak 2016 Çarşamba 23:04 bu adam irkci.ne iciyor acaba
  • Ziyaretçi
    Nizamettin Aktaş6 Ocak 2016 Çarşamba 10:37 Savaşın bir hukuku olduğunu unutan periçek,insanlığı utandıran bu uygulamayı 1920 den itibaren hep yapıldığını bildiğinden devletin JEKOBEN elitlerinin her dönem düşman saydıklarını,düşman hukukuna dahi insani değerlerden yoksunluklarını gizlemiyor.
YORUM EKLE

captcha