• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

"Kamp Armen, hafıza mekanımızdır"

0 0

Kamp Armen’de büyüyen Garabet Orunöz, "Kamp Armen, hem altmışlı yaşlara gelmiş olan ilk hem de kırklı yaşlara gelmiş olan son talebeleri için hafıza mekânımızdır" diyor.

4 Ocak 2016 Pazartesi 08:13

BİLGEHAN UÇAK/HABERDAR (RÖPORTAJ) 

İstanbul Tuzla'da, uzun yıllar yetim Ermeni çocukların yetiştirildiği bir kamp olarak hizmet veren Kamp Armen arazisinde uzun süren bir direnişin ardınadan Gedikpaşa Ermeni Protestan Kilisesi Vakfı'na iade edilmişti. 

 

Hatıralarına veda etmek istemeyen bir avuç insan, kampın alanına site yapmak isteyenlerin greyderlerine, vinçlerine, yıkım ekiplerine karşı piknik düzenleyip köfte-ekmek günleri yaparak direnenlerden biri Garabet Orunöz'dü. Belki de o ekibin lokomotifi. Beni Kamp Armen’le tanıştıran da o oldu. Harabeye dönmüş, bahçesinde metrelik yabani otlar bitmiş, tavanı yıkılma tehlikesi altındaki kampa herkesi davet edip aslında hepimizin olan bir geçmişe sahip çıkmaya çağırdı.

 

Kamp’ta geçen sene “son sabah kahvaltısı” düzenlendiğinde artık kimsenin umudu kalmamıştı. Her şeye rağmen, enseyi karartmayan Garabet Orunöz, yıkımı belki durdurabileceklerini düşünüyordu. Haklı da çıktı. Ve Kamp Armen, artık yeniden yapılma aşamasına geldi. Bir de, “haberdar” okuyucularına özel not: Yağmur çamur demeksizin Kamp Armen’deki her buluşmaya gelen tek bir akademisyen vardı benim gördüğüm. O da Ferhat Kentel’di.  
 

Bilmeyenler için, Kamp Armen nedir, neresidir, niye kurulmuştur?
Kamp Armen; Anadolu'nun hiçbir şehrinde Ermeni okulları kalmadığı için, İstanbullu bir grup duyarlı Ermenilerin düşünmeleri sonucunda ortaya çıkmaya başlayan bir mekândır. İlk düşünüldüğü yıl 1958’dir. Gedikpaşa Ermeni Protestan Vakfı Mütevelli Heyeti’nde bulunan Hrant Güzelyan, Anadolu’yu şehir şehir dolaşıp Ermeni ailelere ulaşır ve onlara çocuklarının İstanbul'daki Ermeni okullarında okuyabileceklerini anlatır. Kabul eden aileler çocuklarını Gedikpaşa Ermeni Protestan Vakfı’nın yatılı okuluna gönderirler. Bu çocuklar ilk dört yıl okul tatillerinde, ailelerinin yanına gönderilirlerdi. Geri döndüklerinde ise öğrendikleri dillerini unutmuş olurlardı, bunu fark eden Hrant Güzelyan, bir “yaz kampı” önerir ve kabul görür. İşte bu fikirden yola çıkarak Kamp Armen’in1962 yılında arsası alınır ve inşaatı yapılır. Kamp Armen, Anadolu’daki asimilasyona uğramak üzere olan ailelerin kurtuluş mekanıdır. 
 

"KİM EVİNİN YIKILMASINA RIZA GÖSTERİR?"

 

Kamp Armen'de büyümüş birisi olarak, senin için buranın önemi nedir?
Kamp Armen’in yetiştirmiş olduğu 1500 talebesi için önemi, dilini, dinini ve kültürünü öğrendiği mekân olmasıdır. Çocukluğunu yaşadığı, hayata hazırlandığı evidir. Bir yazar; “tarihi, çocukluğunu cebinde taşıyanlar yazacaktır" demiştir.  Bugün, Kamp Armen, hem altmışlı yaşlara gelmiş olan ilk hem de kırklı yaşlara gelmiş olan son talebeleri için hafıza mekânımızdır, tarihimizdir, geçmişimizdir, geleceğimiz olması için mücadele etmişizdir. Kim, evinin yıkılmasına rıza gösterir? Biz de göstermedik.
 
Kamp Armen'in yıllarca atıl bir vaziyette kalmasının sebepleri neydi?
Yıllarca atıl kalmasının sebebi biraz bürokrasi, biraz hafızaların silinmesi için zaman kazanma ve tabii uygun zamanda da yıkma amacıydı.

“KAYBOLMAYAN ÇOCUKLAR" FİLMİ DİKKAT ÇEKTİ"

Kamp, o günlerden nasıl kurtuldu? Kamp Armen için insanlar dayanışmaya gelmiş ve en sonunda binayı yıkımdan kurtarmıştı. 
Kamp Armen; Hrant Dink'in vurulmasından sonra, Kamp’ın tüm talebelerinin burayı ziyaret etme isteğinin sonucunda kurtuldu. Her nisan ayının son pazar günü Kamp’a gelen insanlar sahip çıkmaya başladı, sonra “Kaybolmayın Çocuklar” adlı Gülengül Altıntaş'ın yönetmenliğini yaptığı bir kısa film ile kamuoyunun dikkatini çekti, merak edenler, soranlar çoğaldı. Yedi üniversitede gösterildi ve hakkında söyleşiler yapıldı. Yıkım günü de zaten kamuoyu oluşmuştu ve millet sahip çıktı. Kamp Armen kısmen yıkılmış olsa da vicdan galip geldi, iade edildi.
 

"Kaybolmayın Çocuklar" belgeselinden biraz bahseder misin? 
"Kaybolmayın Çocuklar”, Kamp Armen'de yetişmiş on kadar çocuğun hayat hikâyesinden kesitlerin gerçekte yaşanmış olan Garabet'in üzerine kurgulandığı bir belgeseldir. Bu belgeseli, dünyanın altı kıtasına dağılmış olan Kamp Armen'in çocuklarının anılarını, gitmiş oldukları ülkelerde yaşama ve yaşatma adına çekilmiştir. Bir gün yıkılacağını biliyorduk, sonra inkâr edilmemesi, “burada öyle bir Ermeni Kampı hiç olmadı” denmemesi ve tarihe bir görsel belge olarak kalması için bu belgeseli çektik, destek olan, emeğini esirgemeyen, tüm oyunculara, kamera arkası emekçilerine, yönetmen ve ekibine, Kamp Armen'in 1500 talebesi şükranlarını sunar ve teşekkür eder.
 

"ZİYARETÇİLERİ HER YIL DAHA DA ÇOĞALACAK"

Kamp'ın yıkılmaması, İstanbul'un hafızası için neyi ifade ediyor?  
Ufak bir anı anlatayım: Kamp Armen'in talebelerinden biri bir gün Türkiye'ye geldiği gibi Tuzla'ya gidip kampı arar ama bulamaz. Ertesi yıl tekrar gelir, yine Tuzla'ya gider fakat kampı aradığı halde yine bir türlü bulamayınca birilerine sorar: “Burada bir Ermeni Kampı vardı, nerede biliyor musunuz?” Aldığı cevap şu olur: “Ne Ermeni’si! Burada Ermeni Kampı falan yoktur!” Bir de azarlanır üstüne. O arkadaş her sene İstanbul'a gelir ve gidip kimseye sormadan kampı arar ama bulamaz. İşte bu arkadaşa Kamp Armen'i ziyarete gideceğimiz ilk nisan ayında telefon ile ulaştığımda İsviçre'den hemen kalkıp geldi. Onun gibi Almanya, Fransa, Hollanda, Belçika, Amerika, Kanada, Avustralya'dan her sene gelenler oldu. Kapalıçarşı bir turist için ne ise; Kamp Armen de Kamp’ın talebeleri için aynıdır, bu yıkımı engelleyip iadesi sağlandıktan sonra, ziyaretçileri her yıl daha da çoğalacaktır. Bu çoğalma Türkiye'ye de, İstanbul'a da, Tuzla'ya da bir kazanımdır. Hele yenisi yapılıp da yine çocukların kullanımına sunulduğunda, altı kıtadan kampın eski talebeleri açılışına gelecekler.

Meclis'e giren Ermeni vekillerin bir desteği oldu mu?
Evet, tabii ki. Meclis’e giren milletvekillerinin hepsinin destekleri oldu; yıkım alanına ilk Garo Paylan geldi, sonra Selina Doğan birkaç defa geldi, Markar Esayan, Kamp’a gelmedi ama desteğini de esirgemedi hiç, ilk günlerde ve son tapu gününde hep yanımızdaydı.
 
Şimdi kimin kullanımına ait? 
Burası artık Kamp Armen Gedikpaşa Ermeni Protestan Vakfı’nın mülküdür ve tasarrufu da vakfın yönetim kurulundadır.
 
Kamp'ın geleceğine dair projeler nedir?
Kamp’ın geleceğini şekillendirmek için Vakfın yönetim kurulu çok yakında, eski talebeleri ve toplumun kanaat önderleri ile bir toplantı gerçekleştirecek ve kampımızın geleceğini hep birlikte belirleyeceğiz.
 
twitter: @bilgehanucak

 

KAYNAK: HABERDAR 

0 0
loading...
YORUMLAR
YORUM EKLE

captcha