• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

SAVAŞTAYIZ DEMEK İÇİN ERKEN, GİRMEK ÜZEREYİZ DEMEK İÇİN GEÇ

SAİD SEFA

SAİD SEFA

13 Şubat 2016 Cumartesi 19:57
0 0 2

Yaşanılana bakıp, savaşa girdik demek için erken; savaşa girmek üzereyiz demek içinse geç.

 

Başta Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu olmak üzere AKP Kurmayları'nın çoğunun Suriye'ye girme konusunda ne zamandır hevesli ve kararlı olduğu sır değil.

 

Genel Kurmay Eski Başkanı Necdet Özel'e bu konuda çok baskı yapılmış ama bir türlü ikna edilememişti.

 

Düne kadar Suriye'ye girme bahanesi Esad'ken şimdi PYD bahane ediliyor.

 

Erdoğan'ın, ABD'ye 'müttefikin biz miyiz PYD mi' diye seslenmesi, Davutoğlu'nun Azez'le ilgili sorulara 'en yakın zamanda göreceksiniz gereği yapılacak' demesi, Suudi Arabistan'a İncirlik üssünün açılması gibi durumlar, eşikteki savaşın habercisiydi.

 

Bugün Suriye'de Demokratik Suriye Güçlerinin kontrolünde olan bazı yerler bombalandı.

,

Boş alanların bombalanması, zayiatın olmaması, bombalanan yerlerde YPG birlikleri olmamasına rağmen, iktidar medyasının 'YPG bombalanıyor, PYD'ye had bildiriliyor' diye haber yapması gösteriyor ki başkanlığa giden yolda milliyetçilik kozu sonuna kadar kullanılacak ve toplumdaki Kürt fobisi, olabildiğince tahrik edilecek.

 

Güneydoğu'da yaşanılan hadiseler sonrası ülkenin doğusu ile batısı arasında duygusal bölünme gerçekleştiği gibi devletin rutin dışına çıkmasını eleştirmek de ihanet olarak görülmüştü.

 

İhanetle suçlanmamak için olup bitene sessiz kalındıkça, ülkenin doğusu ile batısı arasında duygusal ve mantıksal kopuş derinleşti.

 

'YPG'yi vuruyoruz' propagandası, aylardır planlı şekilde hayata geçirilmiş olan Kürt fobisinin üzerine tuz biber ekiyor ve iç politikada başkanlık isteyenlerin ekmeğine yağ sürüyor.

 

Bu girişim aynı zamanda, dış politikada çıkmaza girmiş, Suriye stratejisi çökmüş, İsrail'den başka dostu kalmamış olan AKP'nin yıllardır desteklediği Özgür Suriye Ordusu bileşenlerine 'yanınızda olmaya devam edeceğiz'; 'ABD, Rusya ve İran'a da 'sonuna kadar bu oyunun içerisindeyim' mesajı vermek içindir.

 

Attığı her adımla kendisi için çemberi daralttığının farkına varmayan AKP, bu adımla Rus uçağının düşürülmesi hatasına eklemlenecek hatalar zincirinin en önemli halkasını gerçekleştirmiş oldu.

 

Rusya'nın elini kolunu sallayarak Suriye'ye yerleşmesine, ABD ile Suriye politikasında müttefik haline gelmesine, Rus uçağının düşürülmesi zemin hazırlamıştı.

 

O günden sonra Türkiye, Suriye sınırında bir tek uçak uçuramamış, Suriye'deki müttefikleriyle koordinasyon hatlarını kaybetmişti.

 

Dün, ABD ve Rusya, Suriye'de ateşkes olması gerektiği konusunda mutabık olmuşken, bugün Türkiye'den bu hamlenin gelmesi, Rusya'nın bir kez daha elini güçlendirecek ve önümüzdeki günlerde Rusya'nın desteğiyle rejim güçlerinin hiç olmadıkları kadar alan hakimiyetine kavuştuğunu görmüş olacağız.

 

Yarından tezi yok, Halep her yönüyle rejimin kontrolüne geçip, beklenmekte olan mülteci akını, beklenenden önce gerçekleşmiş olacak.

 

PYD'ye gelince ABD'nin sahada IŞİD'le doğrudan savaşan tek müttefiki olarak, bu saldırı sonrası stratejik ve politik açıdan çok daha önemli bir güç haline gelecek.

 

Yakın zamanda ABD'nin ve batı ülkelerinin koruma kalkanının altına alınacak olan PYD, Demokratik Suriye Güçleri'yle birlikte ilerlemesini tamamlayıp nihai hedefine ulaşmış olacak.

 

TSK'nın bu hamleyi yapması ne anlama geliyor?

 

Öncelikle iki yıldan beridir Suriye'ye girmek isteyen Erdoğan ve Davutoğlu'nun dediği yapılmış gibi bir hava oluşturularak, AKP kurmayları ve AKP tabanı tatmin edilmiş oluyor.

 

Askerin, siyasetin dışına itilmesi, siyasi adımlar atmaması başka bir durum, askeri hamlelerin siyasetin gidişatını şekillendirmesi bambaşka bir durumdur.

 

Göz boyama organizasyonu olan bu saldırıyı, Hakan Fidan'ın 'oraya dört adam gönderir; buraya sekiz roket atarım' stratejisiyle eş değer görebilirsiniz.

 

Güneydoğudaki olaylar sonrası, siyaset yetmezliğine giren hükümetin attığı hiçbir adım, sorunlara getirdiği hiç bir çözüm siyasetin gerçekliğiyle açıklanamıyor.

 

Başkanlık sistemine, meclisle ve mevcut siyasi yapıyla girilemeyeceğini bilen başkanlık sevdalıları, siyasetin gücünü, siyaset dışı unsurlara peşkeş çekiyor ve bu unsurlar, sınır içinde ve dışında oynanan savaş oyunlarıyla tek hakim konuma geliyorlar.

 

Erdoğan'ın başkanlık hırsı, Davutoğlu'nun Neo-Osmanlıcı hayalleri gözlerinin önündeki bu gerçekliği fark etmelerine müsaade etmiyor.

 

Yakın dönemde bugünün tarihi yazılırken iki mesele merkeze oturacak.

 

1. Rus uçağını kim düşürdü, neyi amaçlıyordu?

 

2. PYD'nin ilerleyişi bahane edilerek o gün, o saldırılar neden yapıldı?

 

Günün birinde, bir devrin çöküşü tahlil edilirken, bu sorulara aranacak cevaplar, çöküşün başlangıcı olarak ele alınacak.

 

 SAİD SEFA / HABERDAR 

YAZARIN DİĞER YAZILARI
YORUMLAR
  • Ziyaretçi
    mehmet deniz18 Şubat 2016 Perşembe 17:48 saidciğim toplamışsın herkesi iyi güzel ama bir gariplik var bence bişeyler eksik neyse görelim bakalım daha neler olacak ama olmamış benden söylemesi
  • Ziyaretçi
    Burak T.14 Şubat 2016 Pazar 00:09 Sayın yazar yakın dönemde bugünün tarihi yazılırken merkeze iki meselenin oturacağını söylüyor. Tarih yazılırken, zikrettiği iki meselenin önemli olacağı kuşkusuz. Ancak, kanaatimce merkeze, Erdoğan ve AKP'nin yeni Osmanlıcılık, Ortadoğu'nun ve Müslüman dünyasının Sünni lideri olma heves ve hayalini koymak daha isabetli olur. Zira, bu zihniyetle Suriye iç savaşına akıl almaz derecede bulaştık. Böylece, oradaki sorunun daha da karmaşık hale gelmesine katkıda bulunduğumuz gibi, ISIL benzeri radikal grupların işlerini kolaylaştırdık. Rus uçağının düşürülmesi ve PYD'ye yapılan saldırılar, o heves ve hayale dayalı politikanın sonuçları olarak ortaya çıktı. Çağdaş dünyanın içinde yer almış olan Cumhuriyet Türkiyesinin bugün tipik bir Ortadoğu ülkesi gibi görülmesi, güvenilmez/ barış için tehlikeli sıfatlarıyla anılır hale gelmesi de ayni politikanın sonucu.
YORUM EKLE

captcha