• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

Baydemir: Bağdat Ankara’dan ilham aldı Kerkük’e kayyım atadı

Baydemir: Bağdat Ankara’dan ilham aldı Kerkük’e kayyım atadı
0 0

HDP Sözcüsü Osman Baydemir, AKP'nin geçmişi ve bugününü kıyaslayarak, "Erdemliler hareketi olarak yola çıktılar. Şimdi rantiyeciler partisine dönüşmüş bir siyasi akımla karşı karşıyayız" dedi.

17 Ekim 2017 Salı 14:36

Kerkük’ün işgal edildiğini söyleyen Baydemir, “Bağdat da AKP’den ilham aldı Kerkük’e kayyum atadı. Demokratik ulusal birlik etrafında ortaklaşılmalıdır” diye konuştu.

 

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü Urfa Milletvekili Osman Baydemir, partisinin grup toplantısında gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Baydemir, ilk olarak Somali'de yaşanan saldırıda yaşamını yitirenleri anarak, "Dünyanın neresinde, hangi zihniyet tarafından sivillerin yaşam hakkına saldırı olursa HDP onların karşısında duracaktır" dedi. 

 

'TÜRKİYE'DE İKİ SİYASİ ÇİZGİ VAR: HDP VE DİĞERLERİ'

 

HDP'nin 5'inci yılını geride bıraktığını hatırlatan Baydemir, "HDP 5 yıl boyunca geçmişten aldığı mücadele deneyimiyle özgürlük ve eşitlik bayrağını yüksek bir yerlere taşımanın haklı gururunu yaşıyor. Ne diyorlardı: 'Bunlar asla yan yana duramazlar. İşte 'yan yana duramaz' dedikleri, cumhuriyet tarihinin en büyük ve en çoğulcu demokrasi ve emek blokunu oluşturdu. Bugün HDP fikriyatı bu ülkenin içerisinde bulunduğu tüm girdapların çözüm adresidir. Bir kez daha açığa çıktı ki bu ülkede artık iki siyaset çizgisi var. Bir tanesi HDP bir diğeri de diğerlerinin tümü. Bir tanesi eşitliği birlikte yaşamı savunan HDP; diğeri tekçilikte OHAL’de, sınır dışı operasyonlarda gelecek hedefleyenlerdir" ifadelerini kullandı. 

 

'HDP MUTLAKA MENZİLE ULAŞACAKTIR' 

 

Son iki yılda HDP'ye yönelik gözaltı ve tutuklama operasyonlarında başta eş genel başkanlar, vekilleri, belediye başkanları ve sayıları 5 bini bulan üyelerinin tutuklandığını anımsatan Baydemir, "Dünyanın neresinde bir siyasi hareket bu kadar büyük bir baskıya maruz kalırsa, emin olun ki o hareket sesini çıkaramaz. Düşünün bu ülkeyi bugün yöneten iktidara bakın. Eğer genel başkanları cezaevine konsaydı, belediye başkanlarının yerine kayyumlar atansaydı ne olurdu? Söyleyeyim çil yavrusu gibi dağılırlardı. Peki neden sözünü inatla ortaya koyuyor. Çünkü HDP gücünü haktan ve halktan alıyor, sırtını halkına ve hakkına dayıyor. Haktan ve halktan şaşmayanlar, konjonktür ne olursa olsun, inişler çıkışlar olur ama hak yolunda mutlaka menzile ulaşılır. Bir gün gelecek HDP menzile mutlaka ulaşacaktır" diye konuştu. 

 

'BAYRAĞI BİLGEN'E DEVREDİYORUM'

 

Baydemir, şöyle devam etti: "Parti sözcümüz rehin tutulmuştu. Büyük bir onurla şu kürsüde sizlere hitap ederken şunu ifade etmiştim: Ne olursa olsun HDP bu bayrağı yere düşürmeyecek. Bayrağı yere düşürmedik. Onurla taşıdık. Nasıl ki gururla o bayrağı aldıysak müsaadenizle bugün gururla ve onurla parti sözcülüğü bayrağını esas taşıyıcısı olan adı gibi Ayhan soyadı gibi Bilgen olan arkadaşıma devretmenin haklı gururunu yaşıyorum."

 

'DEMİRTAŞ YARGILANAN DEĞİL YARGILAYAN OLACAK'

 

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın 348 gündür tutuklu bulunduğu dosyadan yargılamasının yapılmadığını hatırlatan Baydemir, "En son 7 Aralık tarihine duruşma günü verildi. Ama bitmedi 7 Aralık’ta da duruşmaya Demirtaş getirilmiyor. Neden SEGBİS’le ifadesini almak istiyorlar. Neden? Çünkü yargılamanın olmasını istemiyorlar. Çünkü o gün duruşma salonunda yargılananın değil yargılayanın Demirtaş olacağını çok iyi biliyorlar. Ama emin olun bir gün yargılanacaklar. Hak olan budur. Hak olan hakkaniyet olan budur. Bir siyasi partinin lideri muhalefet ettiği için, krala çıplak dediği için rakipleri tarafından zindanda tutuluyor. Hiç bir kimsenin şüphesi olmasın, krallar çıplaklığından haya edinceye kadar bu parti kral çıplak demeye devam edecek" diye belirtti. 

 

'ERDEMLİLER HAREKETİ ŞİMDİ RANTİYECİLER PARTİSİNE DÖNÜŞTÜ'

 

Baydemir, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: "Yeni bir çıkışı sağlamanın arifesindeyiz. Bakın Erdemliler hareketi olarak yola çıktılar. Ne diyorlardı; 'yoksullukla, yasaklarla ve yolsuzlukla mücadele etme hareketiyiz' diyorlardı. Erdemliler hareketinden şimdi rantiyeciler partisine dönüşmüş bir siyasi akımla karşı karşıyayız. ‘Şefaat Ya Resulallah’tan cami avlusunda ihale pazarlığına tutuşmuş bir partiyle karşı karşıyayız. Savundukları bütün değerleri çiğnediler. Şimdi de bütün bu yozlaşmayı, bütün bu kirlenmeyi gizlemenin bir aracı olarak çareyi içeride ve dışarıda savaş politikalarında buldular. Bu iktidar 3 yıldır sizi ırkçılık politikalarıyla zehirliyor. Savaş politikalarıyla, içeride ve dışarıda kutuplaştırma politikaları ile gerçeğe ulaşmanızın önünde bariyerler oluşturuluyor. Sadece ekonominizden olmuyorsunuz, altından değerli olan çocuklarınızın hayatından oluyorsunuz.

 

'OHAL SUÇLARININ ÜSTÜNÜ ÖRTMEK İÇİN UZATILIYOR'

 

Savunabilecekleri değerleri kalmadı. Ancak zor aygıtları ile ömür uzatmanın çabası içerisindeler. Zor aygıtları ile ömür uzatmak bu ülkenin insanlarına ihanetten başka bir şey değildir. O halde gelin bir kez daha hep birlikte bu rejimin neleri bu toplumdan aldığını istişare edelim. Şu ana kadar KHK’lerle kanunlarda en az 300 değişiklik yapıldı. Değişikliklerin tamamı normalde Parlamento işleyişi içerisinde de getirilebilirdi. Neden yapmadınız bunu? Çünkü Parlamento’da konuşulduğunda muhalefet eleştirecek, televizyonlar yayınlayacak ve toplumun vicdanına ulaşacaktı. Toplumun vicdanına, aklına ulaşamasın diye bu cumhuriyet KHK’ler cumhuriyetine dönüştürüldü. OHAL’in uzatılması ve gerekçelendirilmesinin en önemli nedenlerinden bir tanesi suçların üstünü örtmek ve suçluları yargıdan muaf tutma girişimidir. Sadece OHAL dönemi içerisinde değil OHAL’den çok önce işlenen suçların sanıkları yargılandılar, cezaevine girdiler şimdi bir kez daha salıverildiler. Bu durum adeta kendi varlık sözlerine de bir saldırıdır.

 

'BAĞDAT AKP'DEN İLHAM ALDI KERKÜK'E KAYYUM ATADI'

 

Ülkenin kendisi bir cezaevine dönüştürülmüş durumda. Bu ülkede cezaevinde 300 bini aşkın insan var. Cezaevlerinin kapasitesi ise 180 bin. Sadece cezaevleri mi hayır? Dışarıdakiler de cezaevinde. 185 gazeteci, basın yayın kuruluşu temsilcisi şu an cezaevinde. Dünyanın neresinde olsa bu baskıcı totaliter bir rejim olarak tanımlanır, demokrasi olarak tanımlanmaz. Dünyada kayyum atanan tek bir ülke var. O da AKP’nin Türkiye’si. Sanırım Bağdat rejimi de AKP’den ilham aldı Kerkük’e kayyum atadı. Bu yöntemle hiçbir sonuç elde edilmedi ve edilmeyecek. 

 

‘ÖCALAN'A DÖNÜK TECRİT: TOPLUMDA KAYGI İNFİAL DUYGUSU VAR’

 

2 yıl boyunca bu ülkenin evlatları Kürdü, Türkü, Alevisi, Süryanisi hayatını yitirmediği bir süreç yaşadı. Bu dönem cumhuriyet tarihinin en kıymetli dönemi idi. Bunun mimarlarından bir tanesi de AKP Genel Başkanı Erdoğan’dı, bir diğer mimarı da Sayın Öcalan’dı. Bu ülke bir hukuk devleti mi değil mi? Kanun var mı yok mu? Neredeyse 2 yıldır Sayın Öcalan ailesiyle görüştürülmüyor, avukatlarıyla görüştürülmüyor. Bunun anlamı tecrittir. Tecrit işkencedir. Tecrit nedir işkencedir, işkence nedir insanlığa karşı suçtur. Bir kez daha haykırıyoruz, insanlık onuru işkenceyi yenecektir. Herhangi bir hükümlünün ailesiyle görüşme hakkı var mı yok mu ey Adalet Bakanı? Şu anda toplumda çok derin bir kaygı bir infial duygusu var. Bir kez daha çağrıda bulunuyoruz; eğer bu bir kabile devleti değilse, miskali zerre kadar hukuk kalmışsa gereğini yapın. Ailesi, avukatları veya bir heyet derhal görüşmelidir. Bu ülkenin kurtuluşu için hepimizin hayrı tecritte değil, özgürlüktedir. Çatışmada değil, diyalogdadır, ölmekte öldürmekte değil, müzakerededir. 

 

'KİTABA DÜŞMANLIK KİTAPSIZLARIN İŞİDİR'

 

Öyle bir noktaya geldi ki artık bu ülkede kitaplar yasaklanıyor. Faysal Dağlı, Aytekin Gezici ve Fehim Taştekin’in kitapları yasaklandı. Artık örneğin Rojava kitabı herhangi bir yerden alınırsa suç delili kapsamında alınıyor. Bu kitapların ortak özelliği ise Kürtleri anlatmaları. Beğenirsiniz beğenmezsiniz, okursunuz okumazsınız. Kitaba düşmanlık ancak ve ancak kitapsızların işidir. Bizim buradan bir çağrımız var; kitaba düşmanlık etmeyin. Sizin de bir kitabınız olsun. Okuyacak bir kitabınız olsun. Hadi diyelim zamanınız yok yazamıyorsunuz, okuyun. Bari danışmanlarınıza söyleyin, özetini çıkarsın onu okuyun. 

 

Bir kitap var ki hakikaten esaslı bir kitap, ismi Seher. Özgürlüğün, eşitliğin, bir arada yaşamanın bir seher vakti bu ülkede hakim olacağının müjdesini veren bir kitap. Bu kitap şüpheli ilan edildi. Bünyesinde şifreler barındırıyor olabilir gerekçesiyle cezaevine alınmadı. Sadece bu kitap mı? Değil. Medeniyetler ve Şehirler kitabı da alınmadı. Niye mi, kitabın isminden dolayı. Kitabın yazarı kim biliyor musunuz? Sayın Davutoğlu. Bir dönem bu ülkenin Başbakanıydı. Onun kitabı da cezaevine alınmadı. Sayın Davutoğlu sizden ses çıkmıyor ama biz Seher’e sahip çıktığımız gibi Medeniyetler ve Şehirler kitabına da sahip çıkıyoruz.

 

'AKP GENEL BAŞKANI NİYE DUT YEMİŞ BÜLBÜL GİBİ SUSUYORSUN'

 

Muğla’da insanlık onuruna karşı bir saldırı gerçekleşti. Bu vahşetin gerçekleşmesi adeta bu toplumu korkutmanın bir aracı olarak görüldü. Bu yöntemi kimler kullandı. Bu yöntemi 1990’lı yıllarda daha sonra AİHM’de mahkum olan savaş suçluları kullandı. Bu yöntemi bugünlerde kimler kullanıyor? IŞİD barbarları, El Nusra, El Kaide barbarları kullanıyor. Bakın kime benzediniz. Tüm bunları aşmanın bir yolu da bu zulme karşı çıkmaktır. Ve bu gerçekleştiğinde toplumun zihnindeki derin yaraları görüp bu suça ortak olunmadığının ifade edilmesidir. Türkiye’nin batı yakasında yaşayan tüm kardeşlerime çağrımdır: AKP Genel Başkanı’nın hayatın her alanına dair mutlaka bir fikri vardır. Ey AKP Genel Başkanı niye dut yemiş bülbül gibi susuyorsun? Neden bu fotoğrafa itiraz etmiyorsun. Niye 'işkence suçtur' demiyorsun? Bunlar Kürt olduğu için mi? Yargılanacaksınız. Bu fotoğrafın müsebbipleri, yargılanacaksınız. İnsanlığa karşı işlenen hiçbir suçun zaman aşımı olmadı ve olmayacak. Susmak suça ortak olmaktır.

 

'DAHA DOMATESİ SATAMADINIZ, S-400 ALMAYA ÇALIŞIYORSUNUZ'

 

AKP Genel Başkanının dünyada kafa tutmadığı kimse kalmadı. Bakın ABD Başkanı’na da kafa tutuyor. Mesele o değil. Bu ülke büyük bir felakete, içeridekiler görünmesin diye adım adım sürükleniyor. Bakın Rusya’ya da kafa tutmuşlardı. HDP Rusya’ya gitti diye vatan haini ilan edildi. Ne oldu? Olan şu; domatesi satamadığınız ülkeden S-400 almaya çalışıyorsun. Bunu başarı diye topluma sunmaya çalışıyorsun. Daha domatesi satamamışsın. Aynı tablo Suriye için Irak için ve dünyanın dört bir yanı için geçerli. Bütün bu yenilgiden zafer çıkarmak mümkün değil. Attığınız her adım bu ülkeye kaybettirdi. Hem evlatlarını kaybettirdi hem de itibarını kaybettirdi. 'Halep’te Cuma namazı kılacağız' diyordunuz. Ne oldu, sizin telefonunuzla Halep, Esad rejiminin eline geçti. Hani siz Esad’ın gitmesi için şer odakları ile ittifak kurmuştunuz. Ne oldu da şimdi İdlib’de Esad rejiminin gücüne güç katacak bir operasyonun parçası oluyorsunuz. 

 

'KERKÜK İŞGAL EDİLDİ, DEMOKRATİK ULUSAL BİRLİKTE ORTAKLAŞILMALI'

 

Irak Merkezi Hükümeti ile Kürdistan Bölgesel yönetimi arasındaki ihtilaflar devam etti. Dün Kerkük işgal edildi. Kerkük’ün düşmanlığına alkış tutan bu hükümetin bir kez daha maskesi düşmüştür. Bir kez daha milyonların hafızasında Kürt düşmanı bir hükümet olarak yer etmiştir. Oysa olması gereken bu ülkedeki tüm dinamiklerin kardeşlik hukukunu hayata geçirmek değil mi? Bu minvalde HDP bir kez daha bütün Ortadoğu politikasına ve dış politikaya karşı ilkesel duruşunu ortaya koymaya devam ediyor. Irak Yönetimi ve Kürdistan Bölgesel Yönetimi arasındaki ihtilaftan bir an önce vazgeçmelidir. Irak Merkezi Hükümeti ile Kürdistan Bölgesel Yönetimi, silahlı çatışmadan vareste bir an önce anayasanın da gereği olan milletin iradesi ve saygı temelinde çözülmelidir. Ortada bulunan tüm partiler arasında ihtilafa son verip demokratik ulusal birlik etrafında ortaklaşılmalıdır. 

 

'MÜFTÜLERE NİKAH YETKİSİ BİR ALGI OPERASYONUDUR'

 

Sayın AKP Genel Başkanı, nikah yetkisinin müftülere verilmesi yasası ‘isteseniz de istemesiniz de geçecek’ demiş. Her şeyden önce bu ülkenin bütün sorunları bitti hiçbir sıkıntısı kalmamıştı bu sıkıntı mı vardı. Bu bir algı operasyonudur. Bu bir manipülasyon çabasıdır. Bugün bu ülkede belediyenin kıymış olduğu nikahtan önce veya sonra imam nikahı kıymak istiyorum ve engelleniyorum diyen tek bir yurttaş bulun ben bu işi bırakayım. Bu ülkenin böyle bir gündemi yok. Bu bir gündem saptırma operasyonudur. Hepimizin hayatında da olmuştur. Resmi nikahtan hemen önce veya hemen sonra dileyen her yurttaş dedeye, imama gidip nikahını kıyabilir. Bu onun en doğal hakkıdır ve kimse tarafından engellenemez.”

0 0
loading...
YORUMLAR
YORUM EKLE

captcha