• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

Bülent Arınç: Birilerine olan sevgimi kaybetmiş olabilirim

Bülent Arınç: Birilerine olan sevgimi kaybetmiş olabilirim
0 0

Eski Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, CNN Türk'te Hakan Çelik'in sorularını yanıtladı.

24 Ekim 2015 Cumartesi 07:46

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, 7 Haziran ve 1 Kasım'da AKP'den milletvekili adayı olmamasıyla ilgili olarak "Benim muhatabım partimizin genel başkanıdır. Kendime göre sebeplerimi ifade ettim, özür diledim, beni bağışlamalarını söyledim. Partide aktif bir göreve hayır dedim. Bir gece 12’den 4’e kadar görüşmemiz oldu. Bana hak verdi" dedi.

 

Arınç, "Son MKYK’ya girmedim, çok üzülenler olabilir, çok sevinenler de olabilir. Ara vermek gerekir. 20 senedir parlamentodayım. Bu şüphesiz bir tecrübedir" diye konuştu.

 

Bülent Arınç, "Birlikte siyaset yaptığınız insanlarla aranıza buzdan duvarlar girmişse ara vermenin zamanı gelmiştir. Konuşmalarım açıktır, yoruma açıktır. İnsan yol arkadaşını çok iyi seçmelidir" dedi.

 

Arınç'ın açıklamaları özetle şöyle:

 

Bu program tam seçimden bir hafta önce. Önümüzdeki hafta sandık başında olacağız. Şimdiden hayırlı olmasını diliyorum. İlk defa yıllar sonra, yapılan seçimden 5 ay sonra tekrar seçime gidiyoruz. Anayasa gereği. Bütün partiler için önemli, Türkiye için önemli. 2011 seçimlerinden sonra aktif siyasete ara vereceğimi çok önceden ilan ettim. Başıma neler geleceğini az çok bildiğim için. Üç dönem meselesi benim gibi düşünmeyenler için de bir sondu. Seçim yaklaştıkça, 7 Haziran görüldükten sonra üç dönem yasağının gereksiz olduğu anlaşıldı. Üçüncü dönemi yapanlar ortaya çıktı, 7 Haziran’dan sonra. Partimiz bu sınırlamaların kaldırılmasına karar verdi.

 

2011’den sonra verdiğim kararda ısrarcı oldum. Benim muhatabım partimizin genel başkanıdır. Kendime göre sebeplerimi ifade ettim, özür diledim, beni bağışlamalarını söyledim. Partide aktif bir göreve hayır dedim. Bir gece 12’den 4’e kadar görüşmemiz oldu. Bana hak verdi. Kendimce haklı sebeplerim var. Ailece mutluyuz. Seçim sonrası bazı görevler verildi, bunu ifa ediyorum. Aktif, görevimin bilincinde, partisini iktidar olarak görmek isteyen bir Bülent Arınç olarak partim adına çalışıyorum.

 

Bana hak verdi dediniz. Temel argümanınız neydi?

 

Hakan Bey, kusura bakmayın, herhalde 1-2 ay oldu. Başka bir televizyon kanalında, ona biraz daha açık ifade ettim. 12 Eylül’de kongremiz vardı, 11 Eylül akşamı. New York’taki 11 Eylül akla gelmesin ama biz o gece program yaptık. Orada söyledim. Daha çok etkili olan konu, benim yıllardır siyasette olmam. 1969’da başladım. Son MKYK’ya girmedim, çok üzülenler olabilir, çok sevinenler de olabilir. Ara vermek gerekir. 20 senedir parlamentodayım. Bu şüphesiz bir tecrübedir.

 

Biraz kendimize dönmenin çok iyi olacağını düşündüm. Hüseyin Çelik der ki, bir Kızıldereli kabilesi atları son sürat toplamışlar gidiyorlar. Sonra kabile reisi elini kaldırıp ‘duur’ demiş. E sormuşlar ne oldu diye? Demiş ki: O kadar süratli koşuyoruz ki ruhlarımız geride kaldı. Benim durumum da ona benziyor. Biraz toplanalım kendimize gelelim. Okumak, lazım. Heyecanımı kaybettiğimiz söyleyebilirim. Birilerine karşı sevgim biraz azalmış olabilir.

 

'Aramıza buzdan duvarlar girdi'

 

İnsanlar, sevgiyle hayatta durabiliyorlar. Birbirimize olan bağlımızla, kol kola olmak hayatta insanı tutabiliyor. Burada insanı bir azalma olduysa, kabahatin kimde olduğu önemli değil. Birlikte siyaset yaptığınız insanlarla aranıza buzdan duvarlar girmişse ara vermenin zamanı gelmiştir. Konuşmalarım açıktır, yoruma açıktır. İnsan yol arkadaşını çok iyi seçmelidir.

 

'Arkadaşlarınız yeni arkadaşlar bulursa...'

 

Bir rüzgar araya girip arkadaşlarınız yeni arkadaşlar bulursa, hayat dinamik, size düşen şey bir kenarda kalmak, yeni arkadaşlarla yola devam etmesini temin etmektir. Onları üzmemek adına.

 

'Ayak bağı olmamak gerekir'

 

Yola çıkarken birlikte karar verdiğiniz noktadan farklı bir noktada olursanız, gönül almalar fazla işe yaramaz. Burada lider pozisyonda olanın güçlü olması icap eder. Sizin ayak bağı olmamanız gerekir. Çok özele girmeden iktifa etmemiz lazım. Yeni değerlendirmelere ihtiyaç olabilir, 7 Haziran birilerimizin aklını başına getirilmesi gerek.

 

Fransız Devrimi'ni örnek gösterdi

 

“Sen eşitler arasında birincisin. Biz de varız, biz ekibiz, kadroyuz. Omuz omuza vereceğiz, yola devam edeceğiz” dedik. Bütün devrimlerde de sonradan farklılaşmalar olmuştur. Orada bile önde gidenler, Allah korusun sonradan farklılaşmışlardır. En çok neyin korkusunu yaşıyoruz, Kerbela’nın korkusunu yaşıyoruz.  Peygamberimizin vefatından hemen sonra böyle bir şey olduysa, yol ayrılıklarını, fikir ayrılıklarının cinayete kadar varmasını örnek gösterebiliriz.

 

Nuh Albayrak'a sert yanıt

 

Nuh Albayrak’ın sorusunu okuyorum. “Sayın Arınç hızlı girdi, ‘Birilerini sevgim azalmış olabilir’ diyor. ‘Belli ki hazırlanmış gelmiş” diyor, bir başka tweete "Şuurlu bir Müslüman 'Yezid alçakça şehit edildi' demez" diyor.

 

Özel bir maksatla gelmiş değilim. Sizi çok seviyorum, kanalınızın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Kendilerine malum bazı yasaklara tabi değilim. Buradan da haber olsun, şimdiden tweetlerine hazırlık yapsın. İnsanların kalplerinde, gönüllerinde birbirine doğduğu bağlılıktır. Karşılıklı olan sevgide birilerine olan sevgimi kaybetmişsem, karşımdaki kişinin daha çok kaybetmiş olması lazım. Sayın Albayrak bilir de, ifade etmekten çekinir.

 

İki, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin’in başları gövdelerinden ayrıldı. Karşılarında Yezid vardı. Yezid için alçakça şehit edildi dememi şuurlu bir müminlik olarak görmüyorsa bir şey demiyorum. Sayın Albayrak daha iyi mümindir. Müminler cinayet işlemez mi? İşler. Dine bakılmaz bu konuda. Bu nasihatlarını başkalarına yapsın. Onlar da Yezid kadar olmasa bile, yazarlarımız-çizerlerimiz Yezid’den daha fazla cinayet işliyorlar. Ellerinde mızrak yok ama insanların haysiyetlerine o kadar alçakça saldırıyorlar ki, Yezid bunları görse kıskanırdı.

 

Bundan sonra programlara çıkacağız dediniz.

 

Her kanal beni çıkarmıyor. Söyletmeyin beni.

 

5. parti iddiası

 

Birisi bir şey ortaya atar, onun üstüne haber yapılır. Ama önemli buldum, bir maksatları olmalı. Böyle bir toplantıya katılmadım. Şunu rahatlıkla söyleyeyim, 1980’e kadar MSP il başkanıydım. Darbe oldu, parti kapandı. Rahmetli Özal, partisini kurdu. Kurmadan önce Korkut Özal bana haber gönderdi. “MSP dönemi bitti, yeni bir parti kuracağız, eski selametçiler de olacak.” Onlara dedim ki; “Hayır”.

 

Hayatımda kırık bir çizgi yoktur. Aralara sapmadım, düşe kalka ama dosdoğru gittim. Siyasette ilkeli olmayı, dürüst olmayı, karar olmayı her zaman prensip edindim. Yeni bir parti çıkarmak heveslerine her zaman en çok karşı duranlardan biriyim. 2002-2007 arasında davet ettiği Erkan Mumcu, hem partimizden ayrıldı, hem de CHP’den bazı vekillerle grup kurdu. Allah’a şükür, Mumcu’yu partiye getiren ben değilim.  Ben Meral Akşener hanımefendiyi çok severim ve takdir ederim. AK Parti’nin kurucusu olacaktı, bir sebepten gelmedi, saygı duydum. MHP’ye gittim, saygı duydum. Son zamanlarda edepsizin biri onun hakkında bir şey söyleyince en çok sahip çıkanlardan birisiyim. Ama 2001’den bu yana bir yerde oturup sohbet etmiş değiliz.

 

Abdüllatif Şener 40 senelik dostumuzdur. AK Parti’den ayrıldığı günden bu yana 8 senedir iki dakika yan yana oturmuş değiliz. Aramızdaki ayrılık bu kadar büyüdü. Kişilik olarak bir şey diyemem. Giderken çok kötüydü diyemem, mutlaka bir sebebi vardır.

 

5. parti için bir şey diyemem, siyasette her şey olur ama diğer partilerden diye düşünüyorum. Gerçek milliyetçilerin başka bir parti kurması ihtimali yüksek. Kılıçdaroğlu 30’un altında kalırsa sorgulanacaktır. Yükselme trendi deniyor.

 

HDP bir koalisyondur. 10’ları kılpayı geçerse, HDP’nin içindeki liberal, demokrasi görüntülü kişilerin ayrılıp parti olarak ortaya çıkması mümkündür. AK Parti içinde böyle bir şey yoktur demek siyasetin doğasına aykırı. Ama yüzde 1 bile değildir.

 

'Yeni yetme zıpır güruh'

 

Sayın Gül’le diyaloğunuz nasıl?

 

28 Ağustos’tan bu yana sadece 3 defa ofisine ya da Huber Köşkü’ne gidip 3 defa çayını içtim. Bu görüşmeler şüpheyi ortaya çıkarıyorsa çok şükür ki bir mantık olur. Biz de, Sayın Gül de AK Parti’ye zarar verecek hiçbir hareketin içinde olması mümkün olur. Biz çakma AK Parti’li değiliz. Gerçek AK Parti’liyiz. Nuh Albayrak kadar olmasa bile, biraz daha ağırbaşlığı zannettiğim birisi yazı yazıyor. “Bunlar bizim kalbimize oturuyor.” Murat Çiçek. Arınç artı Gül, eşittir soru işareti. Bu vicdansızlıktır, hakarettir. Niye bunu yazıyor? Üzerimize şüphe gölgesi düşürmeye çalışıyor. Bizim hem parti içinde karşılığımız vardır, toplumda da karşılığımız vardır. Ama bu ve onun gibilerin ne siyasette ne toplumda bir gram karşılığı yoktur. Bizi imtihan etmeye kalkmasınlar.

 

Yeni yetmeler diye tabir ettiğim zıpır bir grup ortaya çıktı. Beni, Ali Babacan'ı, Hüseyin Çelik'i, Sayın Gül'ü güçsüz göstermek için, trollerden, dedikodulardan istifade ederek televizyonlardan, gazetelerden yaylım ateşine tutuyor.

 

Yiğit Bulut iması: Şarjör boşaltmaya kalkanlardan şüphe duyun

 

Sayın Gül, benim gibi yapacak. Dua edecek, AK Parti'yi sahiplenecek. Şunla bizi itham etmesinler. "Onlar zaten böyle bir şey yapmazlar" diye üstümüze geliyorlar. Tavsiye etmem ama şunu söylerlerse etkili olur; "Bunların toplumda karşılığı yok" derlerse o zaman bir şeyler yapmayı düşünürüz. Biz şüphe duyulacak insan değiliz. Şüphe duyulması gerekenler, dün AK Parti'ye, Sayın Erdoğan'a bombalar yağdıranlar, tamamen duygusal nedenlerle şarjör boşaltmaya kalkanlardır.

 

Gül’ün Demirtaş’a taziye iletmesi

 

Bunlar eleştirilecek şeyler değil. Ben bu sözlerin yabancısı değilim. Tam bir hafta önce Manisa’da televizyon programında soruları cevapladım. Ben de olaydan sonra çok acı duydum. 100 insanımızın hayatını kaybetmesinden. Yasal bir toplantı ve gösteri yürüyüşünde habersizce iki tane teröristin bombasıyla hayatını kaybetti. Buna üzülmeyen kalbini bir yoklasın.

 

'Kendi sorumluluğumdaki TRT ambargo uyguluyor'

 

“AK Parti’nin aldığı oy oranı neden beklediğinizin gerisinde kaldı soruları var. Yine kalırsa, liderlik tartışması olur mu partide?” gibi sorular geldi.

 

En önemli konuya geldiniz. Bir defa başta mazeretler ifade ettiniz. Bugüne kadar söylemediğim ama zamanının geldiğini düşündüğüm bir şey var. Birileri bana diyor ki “Bazı şeyleri neden televizyonda söylüyorsun?” Ben bu düşüncelerimi her hal ve şart altında, partimin büyüklerine ulaşarak konuşmaya çalışıyorum. MKYK, Bakanlar Kurulu, ikili görüşmeler bunlardan birisidir. Bu zeminlerde daha fazlasını konuşuyorum, benden şikayet etmeyin. Ama birileriyle benim iletişim kanalım yok. Televizyon ve gazeteler iyi olsun ama niye sen orada değilsin de buradasın diyen olabilir. Niye oradasın dedikleri birkaç kanaldır, niye orada değilsin dedikleri pek çok kanaldır. Şaşıracaklar belki ama benim kendilerini dost bildikleri televizyon kanallarında ambargo vardır. İki yıldan bu yana TRT’den, diğerleri de bir yıldan bu yana bu kişi televizyona çıkmayacak, ne söyleyeceği belli olmaz diye. Benim çıkacağım yerler bellidir. Yanlış şeyler söylemiyorum, yanlıştır diyenlerle seçimlerden sonra çok daha rahat konuşacağız. Hakan Çelik davet ediyorsa, gelir, konuşurum.

 

Ben kanallara ambargo konmasından yana değilim. Sayın Başbakanımız da bilir, Cumhurbaşkanımız da bilir. Her yerde tartışabilmeliyiz. Şu anda milyonlarca insanlar bu programa ilgi duyuyorsa bu reytingi gösterir. Ben niye x televizyonunda değilim, gidin onların patronlarına sorun. Patronlarıi, genel yayın yönetmenleri bir yerden aldıkları talimatla ambargo uyguluyorlar. Bülent Arınç iyi adamdır, Abdullah Gül iyi şeyler yapmıştır diyen kanaldan çıkarılıyor.

 

Kendi sorumluluğumdaki TRT’nin, Anadolu Ajansı’nın bunu yapması hicap vericidir. Şahsımın kötü olduğundan değil, birilerinin rahatsız olduğundan dolayıdır.

 

Gönülden AK Parti’liyim. Hala Arınç soru işareti demenizin anlamı var mı? Utanmıyor musunuz? Davutoğlu’yla ilgili değerlendirmem 100 üzerinden 100’dür.

 

Son anketler, 276’yı bulduğumuzu gösteriyor. İktidar olacağız inşallah. Yürekten inanıyorum.

 

Adıyaman IŞİD bağlantısı iddiaları

 

10 kişiyi geçmez. Bir çay ocağında organize olmuşlar. Adıyaman’ın ne kabahati var? Başka yerden çıkmaz mı? Terörün dini, milliyeti, mezhebi olmaz. Koskoca Adıyaman’a IŞİD gözüyle bakmak hainliktir.

 

Gezi kararı için ne dedi?

 

Gezi’yle ilgili bir karar çıktı. Karar şu, yargılanan 255 sanıktan 244’ünün 2,5’la bir yıl 2 arasında değişen hapis cezaları verildi. Dört doktor sanığa cami kirletme suçundan 10’ar ay ceza verildi.

 

Gezi olayı belki başka bir toplantının konusu olsun. Bu olaylar başladığında ben sorumlu bir insan olarak bulundum. Sayın Erdoğan, öncesinde bir müddet bulundu, sonra Kuzey Afrika’daydı. En ateşli 2 gününü takip ettim. Sonra döndüler, yönetime eline aldılar. Benim de yaptığım çalışmalar vardı. Sayın Sırrı Süreyya Önder’i davet ettim, Sayn Cumhurbaşkanı’yla görüştüm. Ekibimi topladım. Mahkeme kararına uyacağız, gerekirse referandum yapacağız dedim. İlk başlangıcında ağaçların kesilmesi nedeniyle çevre duyarlılığıyla yapıldığına dair istihbarat oldu. Önce eğitimli bir kitlenin başlattığı ancak hemen ardından terör örgütlerinin devreye girdiği bir olay oldu. Çadırlar yakıldığında bile bastırılabilecek bir olayın nasıl büyüdüğünü Sayın Önder anlattı, ben inandım. O noktaya geldi ki, Dolmabahçe’deki  Başbakanlık Ofisi’ni, ana binayı işgale kadar uzandı. Güven Parkı bize 100-150 metre ulaştı. 30 bin kişinin geleceği, farklı bayraklar çekileceği, insanların öleceği istihabaratı geldi. Önlemlerimizi aldık. Kendimi başarılı buluyorum. Kamu mallarına zarar geldi, her şeyden önce insanlar öldü. Marjinal örgütler Gezi’yi teslim aldı. Taksim’de meşhur büyük bir bina vardır. Atatürk kültür Merkezi. Oraya asılan bayrakları gördünüz.

 

Bir hukukçu olarak verilen cezalara baktım. Çoğu ertelenmiş. Cezalar kamu malına zarar vermek, camiyi kirletmek gibi. Temyizi vardır. Ama o gün yaşanan vahşetin karşılığı değildir. Diğer davaların durumu bilmiyorum. Öldürme olayına katılanlar tespit edilirse, cezaların çok daha yüksek olanlardır. Haksız bir ceza diyemem, haklı verilmiş bir ceza da diyemem. Kararlara bakmak lazım.

 

Beyaz Toros tartışması

Ben de kullandım. 70’lerde T’m vardı. Sonra TX oldu. Broadway kullandım. Direksiyonu çok ağırdı. Biz Milli Görüş’çüler sıkı araba kullanırız. Erbakan hoca 160’tan aşağısına razı olmazdı. Sonra Opel aldım. Direksiyonu kuş tüyü gibi geldi. Toros kullanmadım. Bahçeli’nin klasik araba merakı vardır. Binmiş olabilir.

 

Sayın Başbakan’ın beyaz Toros ifadesi, faili meçhul cinayetlerle özdeş hale gelmiştir. Bir Meclis Başkanı olarak üzüntüm şuydu. 94 falan olabilir, faili meçhulleri araştırma komisyonu kuruldu. Başkanı da okul arkadaşımdı. O çok önemli bir görev yaptı ama devletin istihbarat birimleri bu komisyona bilgi vermedi. Teoman Koman paşanın, Allah taksiratını affetsin, komisyonu sınırlandırdığını biliyorum.  O rapor okunsa ve gerekleri yerine getirilseydi, faili meçhullerin kökü kesilirdi, çok şükür o şeref bize nail oldu.

 

Artık beyaz Toros’lara ülke dönüş yapmayacak. O dönem kapandı. Bu bizim varlık sebebimiz.

 

HDP kimlerin koalisyonu?

 

Sayın Tüzel EMEP Genel Başkanı, Sayın Yüksekdağ Ezilenlerin Sosyalist Partisi’nin Genel Başkanı. Bu koalisyon içerisinde herkesi doğrudan Kandil’e bağlı, sırtını PKK’ya dayamış insanlar olarak göremezsiniz. Benim içimde HDP’ye dair bir umut varsa bundan dolayıdır. Zeydan’lara güvenmiyorum ben, Türkiye’nin sorunlarını hep beraber çözmeye inanan insanlara güveniyorum.

 

Çözüm sürecinin devam edeceğini düşünüyor musunuz?

 

Demirtaş’a rağmen Cumhurbaşkanımız yüzde 44 oy alırken neden 1 yılda yüzde 20’lere düştü. 10 ayda Sayın Cumhurbaşkanımızla ilgili olarak bir güven bunalımı ortaya çıkmışsa, bizim kendimize bakmamız lazım. Sayın Cumhurbaşkanımız olmasa çözüm sürecinde bir adım atamazdık.

 

Şimdi ben bu sonuçlar için hepsiyle görüştüm. “Bugüne kadar Sayın Cumhurbaşkanı için verdik. O oyu geri çektiysek düşünülmesi lazım. Kobanê’ye Kürt gözüyle de bakın.” Çözüm sürecinden neredeyse dönecek noktaya gelmemiz, Kürtler üzerinde güvensizlik oluşturdu.

 

Çözüm sürecinde iyi bir noktaya gidiyorduk. Biz bunları yaptığımız toplantılarda aldığımız kararlarla götürüyorduk. Sayın Cumhurbaşkanımızın haklı itirazları varsa dikkate alırız. Şimdi geldiğimiz nokta itibariyle çözüm sürecini milletimiz benimsedi. Artık çözüm süreci kelimeleri üzerinde antipati olduğu için, “Adından başlayarak, usulü de değiştirerek devam etmeliyiz” dedim. Bugün şu kadar bin kişi öldü. Silah, mermi, ölüm, bu işin çözümü değil. Kanunun gereğini koalisyon da gelse yapacak, CHP de gelse, MHP de gelse yapmak zorunda. Türkiye’yi terörden kurtarmak istiyorsan çözüm süreci gibi siyasi, toplumsal bir çözüm üretmek zorundasın.

 

Ben biliyorum ki AK Parti “çözüm süreci bitti” demiyor. Sayın Cumhurbaşkanı “Buzdolabında” diyor. Çözüm sürecine çok daha kabul edilebilir bir isim bulacağız ve sürdüreceğiz.

 

Yeni Şafak bir kampanya başlattı.

 

Ben şu açıdan kendime bir pay çıkarıyorum. Herhalde 6-7 ay olmuştur. “Yüzde 50 oy aldık” diyorsanız, karşınızda da yüzde 50 var. Eskiden o yüzde 50 bize oy verecek durumdaydı, artık kemikleşti. Başını çeviriyor, nefret ediyor. Vekil olacak da arkadaşlarımız “Sertlikten yanayız” diyor. Bundan Türkiye’ye fayda yok. Amacım kimseye laf dokundurmak değil, amacım sokaktır.

 

'Paralel devlet iddiaları'

 

Paralel devlet yapılanması, legal görünümlü illegal yapılanmalar milli siyaset belgesine de MGK’ya da yansımıştır. Aynı noktaya gelebilecek diğer yapılar için de geçerli olmalı. FETÖ dedikleri bir kavramı yerleştirmeye çalışıyor. Bir savcı bir iddianame yazmış olabilir. Bu iddianamenin karara dönüşmesi yargı sürecinden geçmesi lazım. Ben Fethullah Gülen’in 90’larda DGM’lerde yine terör örgütünden yargılandığını ve beraat ettiğini biliyorum. 15 yıl sonra yeni deliller varsa bakarım. Hukuk ve adalet içinde kalmaya mecburuz. Bir devletin, bürokrasinin paraleli, alternatifi olmaz. Hiç alakası olmayan insanların evine, işyerine, dershanesine baskın yaparak AK Parti’nin oyundan mahrum etmek isteyen farklı bir yapılanma olabilir. Cumhurbaşkanı “Tabanı ibadet, ortası ticaret, tavanı ihanet” demiş. O zaman o piramitin şöyle olmasın. Bir milyonsa 900 bini ibadetle uğraşan tavandır. 99 bini ticaret, bini ihanettir. Bin kişiyle uğraşmak, yüzde 99’u rencide etmek değildir. O zaman Sayın Cumhurbaşkanı mesaj veriyor. İbadet edene ilişmeyin, ihanet içinde olanlarla uğraşmayın.

 

En uzun programlarımızdan biri oldu.

 

Çok teşekkür ederim, bu fırsatı verdiğiniz için.

 

Dünya listesinde TT oldunuz.

 

Ne diyorsun yav. Obama, Merkel, Esad’la görüşen Putin bakmasın şimdi kimmiş bu adam diye.

 

0 0
İLGİLİ HABERLER
YORUMLAR
YORUM EKLE

captcha