• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

Soru önergelerinin neden reddedildiğini soran HDP'nin araştırma önergesi de reddedildi

Soru önergelerinin neden reddedildiğini soran HDP'nin araştırma önergesi de reddedildi
0 0

Halkların Demokratik Partisi'nin, soru ve araştırma önergelerinin TBMMBaşkanlığınca reddedilmesinin gerekçelerinin araştırılması talebiyle Meclis’e sunduğu araştırma önergesi de reddedildi. 

13 Kasım 2017 Pazartesi 20:44

Konuya ilişkin TBMM Genel Kurulunda söz alan HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, "Milletvekillerinin en temel görevlerinden biri yazılı, sözlü soru önergeleri vermek, araştırma önergeleri vermektir. Grupların gensoru verebilmesidir. Amaç iktidarı hem denetlemek hem şeffaflığı sağlamak hem de hesap verilebilirliğin yolunu açmaktır. Ancak bu dönemde çok yeni bir uygulamayla karşı karşıyayız. Önergeler, "İçeriği kaba ve yaralayıcıdır" diye iade ediliyor. Bununla da yetinilmiyor; Meclis sitesinde de yayınlanmıyor. Hükümetin hesap vermesi ve bizim denetleme yetkimiz de fiilen ortadan kalkmış oluyor" dedi.

 

Beştaş'ın konuşmasından satırbaşları şöyle:

 

Meclis Başkanlığına "Yasaklı sözlüğünüz var mıdır?" diye sorduk. "Hangi sözcükler yasak, onu bize bildirin, biz buna göre davranalım" dedik, o da verilmedi. "Niye soru önergelerimize yanıt vermiyorsunuz?" diye sordum, ona da yanıt verilmedi. Ne sorarsak soralım yanıt verilmiyor. 

 

Sadece Halkların Demokratik Partisi'nin, 26'ncı Yasama Döneminde 100 araştırma önergesi, 4 adet gensoru, 746 soru önergesi, 25 sözlü soru önergesi iade edildi. İade sebeplerinde hangi kavramlar var? Mesela, “sivillere yönelik hak ihlalleri” ifadesi ya da Adem Geveri'nin önergesindeki “cinsel şiddet” ifadesi, önergenin iadesinin gerekçesi. "İşkence" kavramı, "cinayet" kavramı, "yargısız infaz" kavramı, "hak ihlali" kavramı… Bu kavramların önergelerde kullanılması iade gerekçesi. 

 

Şunu sormamız lazım: Biz milletvekilleri olarak vatandaştan düşünce ve ifade özgürlüğü konusunda bir tık ileride miyiz, geride miyiz? Şu anki uygulamaya göre biz çok gerideyiz. Bizim söyleyemediğimiz kavramları toplumsal yapıda herkes söylüyor, sivil toplum örgütleri söylüyor, barolar söylüyor, insan hakları savunucuları söylüyor. Herkes konuşabiliyor ama biz bunu yazıp Meclis Başkanlığına verdiğimizde önergemiz iade ediliyor. Yani Parlamentoda düşünce ve ifade özgürlüğü kaldırıldı ve tam anlamıyla bir sansür uygulanmaktadır.

 

Bu sansürdür, bunun başka bir izahı yok. Cezaevlerinde mektup okuma komisyonları olur. Şu anda soruyoruz, Meclis Başkanlık Divanındaki başkan vekiline; acaba önerge okuma komisyonu mu var, öyle bir birim mi kuruldu? 

 

Milletvekili "hak ihlali" diyemiyor, İşkence yapan cezasız kalıyor, milletvekili işkenceyi soramıyor. Bu sansürün, bu düşünce ve ifade özgürlüğünün Parlamentoda kısıtlanması, demokrasinin en temel işlerlik kazanması gereken yerin artık Parlamento olmadığı gerçeğini de ortaya koymuştur. 

0 0
loading...
YORUMLAR
YORUM EKLE

captcha