• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

Yeni Zelanda saldırısı sosyal medyanın radikalliğin yayılmasındaki rolü tartışmalarını alevlendirdi

Yeni Zelanda saldırısı sosyal medyanın radikalliğin yayılmasındaki rolü tartışmalarını alevlendirdi
0 0

Yeni Zelanda'daki cami saldırısı sonrası teknolojik araçların fanatizmin yayılmasındaki rolü tartışmaların odağına oturdu.

20 Mart 2019 Çarşamba 13:06

Büyük sosyal medya platformlarının beyaz ırkın üstünlüğünü savunan içerikleri kaldırması gerekiyor mu? Ya da böyle bir engel onların sözlerini ve inanışlarını daha da güçlendirir mi?

 

Christchurch'teki iki camiye düzenlenen ve en az 50 kişinin ölümüne yol açan silahlı saldırıda saldırgan tarafından kaydedildiği belli olan videonun internet üzerinden yayılma hızı teknoloji şirketlerinin platformlarını nasıl düzenlemeleri gerektiği ve beyaz ırkın üstünlüğünü savunan içeriklere karşı yeterince mücadele edip etmedikleri konusundaki tartışmaları alevlendirdi.

 

İngiliz politikacılar başta olmak üzere bu dev şirketleri eleştirenler Facebook ve Youtube'un platformları üzerindeki radikal İslamcı içeriklere karşı verdikleri başarılı mücadeleyi örnek göstererek aynı gayreti beyaz ırkın üstünlüğünü savunan gruplara karşı göstermediğini belirtiyor. Bu durum aslında şirketlerin isterlerse bu problemi aşabileceğini gösterdiğini vurguluyorlar.

 

Fakat bu eleştirilere karşı teknoloji sektörünün içinden bazı sesler şirketleri radikallik üzerindeki kontrolleri daha da sıkılaştırmaya zorlamanın daha derinlerde yatan çevrimiçi radikalleşme sorunlarını çözmeyeceğini savunuyor.

 

Her ne kadar saldırı günü akşam saatlerine kadar bir çok versiyonu kaldırılmış olsa da Facebook'tan canlı olarak yayınlanan video saatler içerisinde kopyaları çıkarılarak Facebook, Twitter, Youtube gibi platformlara defalarca yüklendi. Terörist saldırganın manifestosu bir çok internet fenomenine atıfta bulunuyordu ve bu, çevrimiçi radikalleşme üzerine çalışan uzmanlara göre bir anlamda yönlendirme işareti görevi gördü.

 

Yeni Zelanda Başbakanı: Sosyal medya şirketleri postacı değil yayıncıdır, sorumluluk almalılar

 

Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern salı günü saldırıda sosyal medyanın rolü üzerine eğileceklerini belirtti. Ardern "Sırtımızı yaslayıp bu platformların varlığını öylece tasdik edip o platformlar üzerinde söylenenlerin yayınlandıkları ortamın sorumluluğunda olmadığını kabullenemeyiz," diyerek bu şirketlerin sadece postacı değil yayıncı olduğunu ve tüm kârı elde edip hiç bir sorumluluk almamalarının kabul edilemez olduğunun altını çizdi.

 

Facebook cumartesi günü 1.2 milyon videonun yüklenmesini bloke ettiğini ve yüklenen 300 bin videoyu da kaldırdığını açıkladı. Bu sayı yıllarca kendilerini çok geniş bir yelpazedeki videoların ulaşımı en kolay adresi olarak lanse ettikten sonra Facebook gibi şirketlerin kontrol konusunda nasıl bir zorlukla karşı karşıya olduklarını gösteriyor.

 

Youtube da kendi platformuna yüklenen videoları kaldırmaya çalışırken yeni yüklemelerin önüne geçmek için de çeşitli önlemler aldı. Şirketten yapılan açıklamada saldırıyla ilgili şiddet içerikli herhangi bir görüntü içeren videoların otomatik olarak reddedildiği belirtildi. Şirket saldırıdan sonraki 24 saat içerisinde yüklemelerin tavan yaptığını ve bazı anlarda her saniyede yeni bir yükleme olduğunu açıkladı. Youtube ayrıca erişimi zorlaştırmak için arama özelliklerinde de kısıntılara gidildiğini duyurdu.

 

Sosyal medya üzerinde platformların saldırı videosunun yayılmasına karşı yeterli önlem alıp almadığıyla başlayan tartışmalar hafta sonunda şirketlerin giderek artan Müslümanları, Yahudileri ve diğer etnik grupları hedef alan radikal içeriklere karşı yeterince önlem alıp almadığına dönüştü.

 

Bu konuda teknoloji şirketlerinin daha fazla denetlenmesi gerektiğini savunan İngiliz parlamenterler ön saflardaydı.

 

İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Tom Watson paylaştığı blog yazısında saldırının sosyal medyanın denetlenmesi gerekliliğini bir kere daha açıkça ortaya koyduğunu belirtti. Watson "Sosyal medya platformlarının suçun reklamının yapılmasına yardım ve yataklıkta bulunduğu ve teröristlerin önemli bir silahı haline geldiği açıktır," dedi.

 

İngiltere İçişleri Bakanı Sajid Javid, Youtube, Google, Facebook ve Twitter'ın platformları üzerinde parlatılan radikallik karşısında sorumluluk alması gerektiği yorumunu paylaştı.

 

'IŞİD içeriklerini kaldırmadaki çaba ırkçı videolara gösterilmiyor'

 

Polis şiddetine karşı çalışmalar yürüten Campaign Zero kurucularından Samuel Sinyangwe, Google, Twitter ve Facebook'un radikal içeriklerin yayılmasını engelleme yeteneği olduğunu belirterek, "Yıllardır, IŞİD'e ait içerikleri başarılı bir şekilde engelliyorlar. Sadece ellerindeki araçların tamamını beyaz ırkçı terörizmin engellenmesi için kullanmamayı tercih ediyorlar." yorumunu yaptı.

 

Daha önceki skandallar nedeniyle de kamuoyu tepkilerine karşı hassasiyet geliştiren Facebook hisseleri pazartesi günü yüzde 3,3 değer kaybetti. The New Zealand Herald gazetesi ülkenin en büyük markalarının şirketlerin harekete geçmesini zorlamak için Facebook ve Google reklamlarını askıya almaya hazırlandığını yazdı.

 

Facebook beyaz ırkçıların yeni eleman kazanmalarını engellemek için 2017 yılında küçük de olsa bazı adımlar attı. Örneğin sosyal medya şirketi, hedeflenmiş reklam kampanyalarında kullanılan anahtar kelimelerden biri olan "Yahudi nefretçisi" ifadesini kaldırdı.

 

Yine 2017'de Youtube bazı büyük firmaların reklamlarını çekmesinin ardından ırkçı içeriklerdeki reklamları kaldırdı. Şirket ayrıca nefret söylemlerini tespit etmek için yeni teknoloji yatırımları yapmanın yanı sıra insan kontrolünü artırmak için işe alımlar yaptığını duyurdu.

 

Tüm bu önlemlere rağmen radikal içerikleri tespit etmekle görevli algoritmaların bu konuda yetersiz kaldığı endişeleri sürüyor.

 

'Sorun sadece şirketler üzerinden çözülemez'

 

İnternet üzerindeki standartları bu dev firmalar belirlese de beyaz ırkçı içerikler daha küçük bilinmeyen kanallar üzerinden de yayılma şansı buluyor ve nefret söyleminin daha az kontrole tabi olduğu bu platformlarda geniş kitlelere ulaşabiliyor.

 

Öte yandan özellikle sağcı muhafazakarlar teknoloji şirketlerinin kendilerine karşı ayrımcılık yapıldığı yönündeki iddiaları da giderek yükseliyor.

 

Sorunun sadece şirketler üzerinden çözülemeyeceğini savunanlar da konunun internetin tamamını ilgilendirdiğini vurguluyor.

 

Facebook'un eski güvenlik direktörü ve şu anda Stanford'da öğretim üyeliği yapan Alex Stamos bir hafta önce bu şirketlerin bilgiyi kontrol etme gücü konusunda şikayet eden batılı politikacıların şimdi Çinli rakipleri kadar kontrol güçleri olmamasından şikayet ettiğini belirtiyor.

 

Demos Sosyal Meyda Analizleri Merkezi Araştırma Direktörü Carl Miller da şirketleri eleştirmenin kolay ama etkin bir kanuni çözüm bulmanın zor olduğunu belirtiyor.

 

KAYNAK: EURONEWS TÜRKÇE - SERTAÇ AKTAN

0 0
YORUMLAR
YORUM EKLE

captcha