• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

Suudilere yaramadığına göre böyle bir olayın olması KİME YARIYOR?

SAİD SEFA

SAİD SEFA

10 Ekim 2018 Çarşamba 09:48
0 0

Türkiye’de güçlendikçe ve Arap aleminde itibar elde ettikçe Sünni İslam halifeliğine özenmeye meyleden bir siyasi figür olan Erdoğan, İslam alemi lideri olma arzusuna yenik düşüp Suriye’nin iç işlerine karışma cüretinde bulunduğunda yanı başında ona destek olan ABD ve Körfez ülkeleri belki de Erdoğan’ın gizli ajandasından bihaberdi.

 

Suriye iç savaşı başladığında kısa zaman içerisinde Esad rejiminin yıkılacağına    olan inanç tamdı. Gerek Obama yönetimi, gerek Suudiler başta olmak üzere Körfez ülkeleri, Erdoğan’ın Suriye konusundaki sert politikalarının destekçisi olmayı tercih ettiler.

 

Her devletin Suriye üzerinde ayrı ayrı emelleri vardı. İran’ın bölgedeki Şii yayılmacılığının önüne geçmekten tutun da Suriye’deki enerji havzalarının tanzimine kadar bir çok politik ve ekonomik amaç farklı ülkeleri Suriye topraklarında vesayet savaşları vermeye itiyordu.

 

Erdoğan’ın Suriye’yi kendi kontrolüne alma hedefi ve bu hedef doğrultusunda İslam aleminin lideri olma arzusunu gerçekleştirme isteği radikalleşmeye yüz tutan Siyasal İslamcı akımların emelleriyle birleşince ortaya ilginç bir manzara çıktı. Suriye’de savaştıkça radikalleşen grupların hamisi haline gelen Türkiye, Milli istihbarat teşkilatı üzerinden radikal tüm grupların içine nüfus etmekle kalmamış onların kontrolörü konumuna gelmişti. Radikal cihadçı grupların sevk ve idaresi zordu, nitekim kontrolden çıkmaları ve bir kısmının IŞİD’e dönüşmesi sonucu Suriye politikasında her şey sarpa sarmaya başladı.

 

• Rusya’nın ve İran’ın güçlü şekilde Esad yönetimini desteklemeleri

 

• Radikalleşen cihadçı grupların bağımsız bir devlet ilan etmeleri

 

• Erdoğan’ın hilafet arzusuyla bölgeyi kontrolüne almaya teşebbüs ettiğinin anlaşılması

 

• Siyasal İslam mantığının dünya düzeni adına tehlikeli bir hal alabileceğinin görülmüş olması

 

• Türkiye’de Rusya ve İran bağımlısı Avrasyacı bir devlet yapısının olduğu ve Erdoğan’ı zamanla Rusya’ya mahkum hale getirdiklerinin anlaşılması gibi belli başlı bazı durumlar, Obama yönetimini ve Körfez ülkelerinin bazılarını Suriye politikasını revize etmeye iterken bu politikaya bağlı kalmaya çalışan sadece  iki ülke kaldı Erdoğan yönetiminde olan Türkiye ve Katar.

 

Trump yönetimi, Obama yönetimin Suriye’deki politikalarını revize etmekle kalmadı bölgenin hakim unsurları olan Suudi Arabistan ve Mısır gibi ülkeleri de Siyasal Sünni İslamcı hedeflerden ve istikametlerden de uzak tutmayı başardı.

 

Erdoğan, Rusya ve İran ne derse Suriye’de onu yapmaya devam etse de kendince çok yaklaşmış olduğu İslam Alemi liderliğinden vazgeçememek adına İslamcı grupları desteklemeye, birçok ülke tarafından tehlikeli görülen İhvan-ı Müslimin’in savunucusu rolünü üstlenmeye devam ediyor.

 

Erdoğan’ın, yakın dostu ve Milli İstihbarat Teşkilatı üzerinden akıl hocalığı yaptığı Mursi’nin askeri bir darbeyle devrilmesi, Erdoğan’ın kendi güdümüne alacağına inandığı ve ona ‘Cumhuriyet Nişanı’ taktığı Suudi yönetiminin önceki veliaht prensi Muhammed bin Nayif bin Abdulaziz’in kral tarafından tasfiye edilip onun yerine Muhammed bin Selman’ın veliaht prens ilan edilmesi, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirliklerinin Erdoğan’a sırt çevirmesi, Erdoğan’ın Arap aleminde yükselen itibarının sıfırlanmasına neden oldu. Obama yönetiminde iyi bir müttefik olarak görülen Erdoğan’ın Arap alemine nüfusuna belki de göz yumuluyordu. Lakin Trump yönetimi Erdoğan’ın politik bakışını sevmemiş olacak ki onu Körfez ülkelerinden uzak tutmayı tercihe ediyorlar.

 

Erdoğan’ın siyasete atılırken üstlendiği bölgedeki reformcu rolü Muhammed bin Selman’ın ele geçirmiş olduğu dikkate alınınca, Erdoğan’ın neden bu kadar hırçınlaştığı daha net görülmüş olur.

 

Şurası bir gerçek ki Erdoğan bölgedeki ülkelerin içişlerine karışmakla, bazı muhalif grupları el altından parayla beslemekle nam salmış bir kişilik. Suudilerin örtülü devam eden hakimiyet mücadelesinde Erdoğan’ın desteği hiç şüphe yok ki dostu devrik veliaht prens Muhammed bin Nayif’ten yana. Muhammed bin Selman’a kim karşıysa Erdoğan’ın örtülü ödeneğinden nasibini alıyordur. Ve daha da önemlisi Milli İstihbarat Teşkilatı illegal şekilde Erdoğan’ın hedefleri doğrultusunda bir çok planı devreye sokma gayretindedir.

 

Tüm bu gerçekler ışığında Suudi Arabistan’ın İstanbul Konsolosluğu’ndayken kaybolduğu iddia edilen Gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın kaybolma olayına, olayın yaşanma biçimine ve dünya kamuoyuna aktarılma tarzına bakılınca akılarda onlarca soru işareti beliriyor.

 

Cemal Kaşıkçı, Erdoğan’ın yakın arkadaşı. Erdoğan’la aynı İslamcı anlayışa sahip. Devrik veliahtın taraftarı ve yeni veliaht Muhammed bin Selman’a muhalif olmasıyla biliniyor. ABD vatandaşı olması ve Washington Post’ta yazıyor olması yönüyle de başına bir iş geldiğinde dünya kamuoyunun ayağa kalkacağı biri. 

 

Evlilik olayından ötürü Türkiye’de olduğu ve evliliğiyle ilgili bir evrak almak üzere konsolosluğa gittiği, giderken nişanlısı olarak bilinen Hatice Cengiz adlı şahsa şayet dönmezsem Erdoğan’ın danışmanlarından olan Yasin Atay’ı aramasını söylediği iddia ediliyor.

 

Olay 2 Ekim 2018 saat 13:14’de gerçekleşiyor. Cemal Kaşıkçı, konsolosluğa girerken telefonunu yanına almıyor.

 

Cemal Kaşıkçı, Hatice Sönmez’e ‘olur da içeride başıma bir şey gelirse falancaları ara’ dediğine göre, konsolosluğa gitmenin kendisi için riskli olduğunun farkında. 
Bu durumda,

 

1. ABD dahil olmak üzere herhangi bir konsoloslukta gerekirse kendi bile gitmeden avukatları aracılığıyla alabileceği bir belgeyi almak için neden riskli gördüğü bir konsolosluğu tercih eder.

 

2. Telefonunu yanına neden almaz?

 

3. Cemal Kaşıkçı saat 13:14’de hem de içeriden çıkmazsam birilerini ara demiş olmasına rağmen, Hatice Sönmez neden 16:40’a kadar beklemeyi tercih eder?

 

4. Erdoğan’ın danışmanı olan Yasin Aktay 16:40’da olaydan haberdar olduğunu ve hemen Erdoğan’ı da haberdar ettiğini söylüyor, o an itibariyle Erdoğan veya devlet adına herhangi birileri Suudi konsolosluğuyla irtibata geçmiş mi?

 

5. Olayın mahiyeti bilinmezken Türk yetkililer, Reuters, Washington Post olmak üzere bütün dünya medyasına;

 

a) Cemal Kaşıkçı’nın öldürüldüğünü

 

b) Cesedinin parçalara bölünüp konsolosluktan çıkarıldığını

 

c) Suudi Arabistan’ın 15 kişilik bir ölüm timini, Kaşıkçı’yı öldürmek üzere konsolosluğa gönderdiğini

 

d) Cesedinin başka bir yere atılmış olduğunu söylediler.

 

6. Erdoğan, Cemal Kaşıkçı’nın konsolosluktan çıkmadığını aynı gün saat 16:40’tan hemen sonra öğrenmiş olmasına rağmen, neden hemen basına açıklama yapmak yerine, öldürüldüğü iddiası ortaya atıldıktan bir gün sonra, öldürüldüğü yönünde kesin bir şey denemez minvalinde açıklaması yapar.

 

7. Yasin Aktay, haberim olduğunda artık onun çok geçti, vahşice öldürülmüş sağken onun için bir şey yapamadık diye bir yazı kaleme almışken neden bu yazıdan bir gün sonra, ortada bir ceset olmadıktan sonra ölüm olayının gerçekleştiğine dair bir şey söylememiz mümkün değil der?

 

8. Suudi veliahtı ve yönetimi şiddetle kınanırken ve onlar en baştan suçlu ilan edilirken, kısa zaman sonra yine Yasin Aktay tarafından Arap medyasına, Suudi yönetiminden bağımsız olarak bazı derin yapıların işin içinde olabileceği yönünde açıklamalar yapılır?

 

9. Suudi veliaht prensi, ABD ile yakın ilişki kurmuşken, reformist politikalarını dünyaya duyurma adına milyarlarca dolar harcamışken, bütün dünyanın bildiği bir ismi hem de konsoloslukta öldürtme teşebbüsünde neden bulunmasının bir mantığı var mıdır?

 

10. Suudi yönetimi dünyayı ayağa kaldıracak ve uluslararası politika belirleyicileri kendine muhalif hale getirecek böyle bir adımı atar mı? Neden atar?

 

11. Nihayetinde en can alıcı soruyu soralım, Suudilere yaramadığına göre böyle bir olayın olması KİME YARIYOR?

 

Bu ve benzeri soruları çoğaltmak mümkün.

 

Cemal Kaşıkçı’nın olayı nasıl neticelenir kesin bir şey denemez.

 

İlk bakışta görünen o ki işin içinde mevcut Suudi yönetimini zora sokmak isteyen bazı parmaklar var ve bu parmaklar anlaşılan bazı Truva atlarını da hayli iyi kullanmışlar.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
YORUMLAR
YORUM EKLE

captcha