• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

Tek adamlığa giden en kısa yol: Laiklik

SAİD SEFA

SAİD SEFA

28 Nisan 2016 Perşembe 09:37
0 0 5

Az gitmiş, uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş sonra bakmışız ki bir arpa boyu yol alamamış laiklik tartışmasının içinde kendimizi bulmuşuz.

 

'Ne oluyor, ne düşünülüyor, nereden çıktı bu laiklik tartışmaları?' diye kafa yormaya gerek yok.

 

Matematik çok basit, hesap hiç de içinden çıkılmayacak gibi değil.

 

Laiklik denilince sen, ben ne anlıyoruz, laiklik Avrupa ve dünyanın sair ülkelerinde nasıl tanımlanıyor; laikliğin akademik ve sosyolojik değeri nedir, bunların Türkiye'de hiçbir anlamı yok.

 

Siyasal İslamcılar, cemaatler, tarikatler, cami cemaati ve cami imamları, hacı amcalar ve hacı amcaların etki alanındakiler, kahvede oturanlar, sağ cenahın neredeyse bütün bir sağ bloku, muhafazakar milliyetçi kesim, yani toplamda AKP seçmeninin bile çok üzerinde bir çoğunluk laikliği dinsizlik olarak görür, anlar, kavrar, bu düşüncesini savunur ve bu konuda fikri sabittir.

 

Bu çoğunluk, laiklik denilince İmam Hatip mezunu olduğu için kat sayı zırvalığına takılıp üniversiteye alınmayan çocuklarını hatırlar.

 

Bu çoğunluk, laiklik denilince, başörtülü kızlarının üniversite kapılarında dövülmesini, okula sokulmamalarını, ikna odalarında başını açsın diye yapılan akademik işkenceleri hatırlar.

 

Bu çoğunluk, laiklik denilince, 'kamuda başörtülü çalışılmaz' denilerek sadece kendine demokrat ve özgür olan insanların riyakarlığını hatırlar.

 

Bu çoğunluk, lakilik denilince 'camiye gidiyor, namaz kılıyor, Cuma namazı kılıyor veya kendini sadece muhafazakar olarak tanımlıyor' diye ona 'yobaz', 'gerici', 'softa' diyen bir yığın aydın ve entel tanımlı şahısların ekranlardaki halini hatırlar.

 

Bu çoğunluk laiklik denilince, Kur'an öğretiyor diye hapse atılan dedelerinin hatıralarını anımsar.

 

Bu çoğunluğa laiklik denilince, onların travmaları hatırlatılmış ve yaraları kaşınmış oluyor.

 

İstediğiniz kadar çıkıp laikliğin ne olup ne olmadığını anlatın faydasız, muhataplarınızı yakından tanımalı ne düşündüklerini çok iyi bilmeli ona göre tavır takınmalısınız.

 

Seküler bir kesime 'İslam bu değil' demenin hiçbir anlamsal değeri olmadığı gibi Türkiye'deki muhafazakar çoğunluğa da 'laiklik bu değil' demenin değeri yoktur.

 

AKP basit hesapların partisi olduğundan başarılı bir partidir. AKP, basit hesaplar üzerine yani çoğunluğun düşünce kodlarına göre politikalarını şekillendirir.

 

AKP kurmayları, laiklik tartışmasını başlatırken çoğunluğun meseleyi laikliğin ne olup ne olmadığı noktasından ele almayacağını; tartışmaya açılan durumu 'dindarlık ve dinsizlik' olarak göreceğini çok iyi bilir.

 

Türkiye'de laikliği tartıştırmak, dini ve dinsizliği çatıştırmak ve tartıştırmaktır. Zaten, 'Anayasa'da laiklik olmayacak, olmamalı' dedikten sonra; zihinlerde oluşan 'peki ne olacak' sorusuna, hemen 'dindar anayasa olacak' cevabı veriliyor.

 

Meclis Başkanı'nın 'şahsi görüşlerimdir' dediği görüşler, pratiğe dönüştü bile.

 

'Nasıl bir anayasa istiyoruz' diye başlatılan kampanyaların temel öznesini 'dindar anayasa istiyoruz' oluşturuyor.

 

Türkiye'nin dört bir yanında 'Kur'an ışığında anayasa platformları, seminer ve konferansları' yapılıyor.

 

Her yerde bu afişleri ve pankartları görmeniz mümkün.

 

Tartışmayı laiklik üzerinden başlatanların derdi, kafalarındaki rejime dini kılıf bulma ve rejimi değiştirmede çoğunluğun desteğini alma anlayışı ve kolaycılığıdır.

 

Laik çevrelerin hassasiyetlerini çok iyi bilen AKP, dindar anayasa diyerek adeta onların koltuk altlarını gıdıklayarak, onları harekete geçiriyor.

 

Başladılar yine, yobaz, gerici, ortaçağ düşüncesi, karanlık fikirler, örümcek kafalar demeye.

 

Oh, AKP kurmayları için keyfinden yenmez..

 

Al bu ifdeleri, 'bakın işte değiştik diyenlerin zihniyeti bu, hiç değişmeyecekler bunlar düpedüz dinsiz, sırf dindar anayasa diyoruz diye neler diyorlar''

 

 AKP'ye muhalif cenahta kimler var?

 

Sivri dilli, keskin kalemli, küfürbaz bazı köşe yazarları.

 

Etki alanları, onları okuyan bin yıl geçse AKP'ye destek vermeyecek olan sabit bir kitle.

 

Bunlar, kuru kabadayılık yapacak, erkeksen hadi yap diyecek, küfürler savuracak ve AKP seçmenini kemikleştirecek tavırlarıyla en büyük faydayı yine AKP'ye sağlayacaklar.

 

Böyle durumlarda AKP'nin uzattığı ekmeğe yağ sürmekte hiç gecikmezler.

 

Diğer bir muhalif  'laikliği bahane ederek insanları dövdüler ve yanlış yaptılar, bunu yaparken de en büyük zararı aslında bize verdiler, biz bu anlıyışı değiştireceğiz' diyen CHP.

 

En fazla, 'dindar anayasa olmaz' itirazı ve laiklik savunması CHP'den gelecek.

 

Kime yarayacak?

 

'Gördünüz değil mi zerrece değiştikleri yok' diyecek olan AKP'ye.

 

Başka kim var muhalif?

 

Gülen Cemaati yani 'paraleler'!

 

Ne diyecekler?

 

"Dini siyasete alet etmeyin, İslam bu değil. Laiklik din ve vicdan hürriyetidir. Laiklik dileyen dilediğini yaşayabilmesi ve buna devletin karışmaması halidir."

 

(Türkiye'de bu şekilde hiçbir zaman uygulanmadığından kimse evet, doğru diyorlar demeyecek)

 

Kime yarayacak bu?

 

"İşte bakın, sırf bize muhalifler diye laikliği (yani dinsizliği) bile savunacak kadar dinden çıktılar, bir de kendilerine İslami cemaat diyorlar" diyecek olan AKP'ye.

 

Başka?

 

HDP var bir de.

 

Ne diyecek HDP?

 

Bölgedeki hadiselerden, iki de bir tutuklanan Kürt gazetecilerden, dokunulmazlık mevzusundan ötürü bir şey diyecek takatleri kalacak mı bilemem; ama takatleri yettikçe laikliği savunacak 'AKP aslında şeriatı getirmek istiyor, AKP dincidir, gericidir' vs diyecek.

 

HDP son zamanlarda meramını en çok da İslami kesimlere anlatma derdindeyken, laiklik tartışmalarında alacağı pozisyon onu, az çok anlamaya başlayan dindar kesimden yine çok uzağa itmiş olacak.

 

Kime yarayacak bu?

 

"Zaten bu teröristler dinsiz imansız adamlardır, din düşmanlarıdır, bakmayın son zamanlarda İslami kesimlere olan yakınlıklarına" diyecek olan AKP'ye.

 

Başka muhalif kaldı mı?

 

Hayır.

 

MHP mi?

 

O zaten muhalif değil. Onların bu ara tek dertleri var, Bahçeli'yi koruma ve kollama.

 

Her durumdan olabildiğince fayda sağlayan AKP'nin; kendisine İsviçre çakısı gibi her taraftan fayda sağlayacak olan laikliği kullanmayacak olması düşünülemezdi.

 

Nitekim kullanmaya başladılar.

 

AKP ve Ak Parti ayırımı yapılmaz, Ak Parti seçmeninin ne istediği, ne düşündüğü bilinmez ve hedef kitleye göre davranılmazsa..

 

Tek adamlığa giden yolda, kafalarındaki rejimi uygulamanın ve oyları devşirmenin kestirme yolunu bulmuş olanlar, kömürle ısınan adamlar ve makarna seven kişiler diye küçümsenen kitlelerle rejimi değişterecek, onlara dudak büken ve düşünce kodlarını anlamamakta ısrar edenler de 'Nerede yanlış yaptık' diye dövünmekle kalacaklar.

 

SAİD SEFA / HABERDAR

 

www.twitter.com/sefa_said

YAZARIN DİĞER YAZILARI
YORUMLAR
  • Ziyaretçi
    zaferhan turhan6 Mayıs 2016 Cuma 12:44 "Seküler bir kesime 'İslam bu değil' demenin hiçbir anlamsal değeri olmadığı gibi Türkiye'deki muhafazakar çoğunluğa da 'laiklik bu değil' demenin değeri yoktur."... Bu kadar sığ değil. Syn.Sefa Bey kardeşim. Muhafazakâra ne anlatırsınız ne anlar onu bilemem ama, bir Müslüman'a laiklik masalını anlatamazsınız.Zira Masal ayrı hikaye ayrıdır.Birisinin referansı yaşanmış bir gerçekle buluşurken, diğerinin ki üretilmiş masalcı teyzenin hayal ürünüdür. Ayşenur Aslan!ın programında bu konuya değindiniz ama, zaman kısıtı nedeniyle sonlandırıldınız.Ben garipsemedim, bu yazınızla çelişmiyor, " Bir sekülere, laik'e İslami terminolojiyle yaklaşıp " bu yaşanan İslam değil asıl İslam bu demeye başladınız mı, şayet anlattığınız gerçek İslam'sa; ondan sıkılırlar.Aynen konuk olduğunuz programda, süre sınırıyla konunun geçiştirilmesi gibidir.Oysa, sizden sonra programın başka konuğu davet edilerek devam edildi.Ayşenur'u çok izlerim.Benim günlük vitaminimdir."Kendimi tanrıya yakın hissedebilmek için, düşmanlarımı aklıma getiririm." Martin LUTHER
  • Ziyaretçi
    Sabri30 Nisan 2016 Cumartesi 07:56 Şu kuran öğrettiği için ... zırvaları artık mide bulandırmaya başladı, kendim de Kuranı köy medresesinde öğrendim, bu gizli kapaklı değildi, baskı vs külliyen yalan.
  • Ziyaretçi
    günay uslu29 Nisan 2016 Cuma 10:09 Sayın Sefa, sitenizi beğenerek okurum.Analiz ve yorumlarınıza çoğu zaman katılmasam da güçlü kaleminizi beğenir,okurum. Bu son yazınız benim için tam bir şok oldu.Ödünsüz bir laik ve olabildiğince demokrat bir insanım. 35 yıl polis örgütünün çeşitli kademelerinde görev yaptım.Bir laik demokrat olarak, dindarlara ne zulümler yapmışız!Yapmışız yapmasına da bunlardan benim haberim yok. Hiç bir dindara kem gözle bakmadığımız halde bu ithamlara maruz kalmak, inanın acı verici...Yine içtenlikle söylüyorum; demokrat kimliğimiz yüzünden sık sık itilip kakıldık. Laiklerin hepsini bir torbaya koyup itham ediyorsunuz.Oysa bu devlet kuruluşundan beri milliyetçi ve dinci yapılanmıştır.Bu gün iktidara islamcı faşist zihniyetin gelmesinin ana nedeni de bu yapılanmadır. Sonuç olarak, hayal kırıklığısınız. İslamcılığnız demokratlığınıza göre maalesef daha baskın.Ya da bu yazı da böyle. Başarılar...
  • Ziyaretçi
    Abdurrahman 28 Nisan 2016 Perşembe 14:39 CHP için vs. yazmış olduğunuz yoruma katılmakla birlikte atladığınızı düşündüğüm bir husus var. Evet CHP özellikle bu son dokunulmazlık meselesinde tamamen şirazeyi şaşırdı. MHP yedek lastik gibi davranma eğilimine girdi. Fakat şu dedeleri "kuran öğrettiği için başı belaya giren" bu da sizin realiteyi atlayarak bir nevi "şehir efsanesi" olmuş bir tanımlamaya benziyor sanırım. Aslında bu memlekette özellikle Türkler açısından din konusunda belli spesifik zamanlar hariç (28 Şubat gibi) ki oda siyasilerle bağlantılı bir şey, toplumun pek şikayeti olmamıştır. 28 Şubatta da mesela öyle pek ses çıkaran olmamıştır. Kürtlere gelince bunca yaşanandan sonra tahmin ediyorum rejimin ve sahiplerinin Müslümanlığı vs. artık pek takacaklarını sanmıyorum. Çünkü yaşanan ıstırap amiyane tabirle tanrının gözlerinin önünde oldu.. Sonuç olarak bu ülke insanı Türkü, Kürdü vs. hepsi laik yaşamaya alıştılar ve sanırım pek kolay vazgeçmezler. Dedeleri kuran öğretenler dahil AKP ye oy verenlerin önemli bir kesimi bu saatten sonra şeriat yaşamak istemezler. Mesela bakınız başörtüsü gerek mecliste gerek diğer kamu kurumlarında bulduğu karşılık belli...
  • Ziyaretçi
    Ayhan28 Nisan 2016 Perşembe 13:30 Bence 'düşünce kodlarını' anlamamız gerektiğini söylemek yeterli değil. Bu 'düşünce kodu'na dair de bir şeyler söylenmeli. Aksi halde bu yazı, 'laikliği savunmayın' gibi anlamsız bir mesaj içerdiği düşüncesine yol açar.
YORUM EKLE

captcha