• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

Vaziyeti idare edenler taifesi

SAİD SEFA

SAİD SEFA

27 Şubat 2016 Cumartesi 10:13
0 0 1

Türkiye'de bir bölgeye ateş düşse ülkenin her yerine sıçrayacağını bilmez gibiler.

 

Nihayet, bilmezden geldikleri bir felaket, ülkenin doğusundan batısına her yanı kuşatıyor.

 

Cizre'de, Nusaybin'de, Sur'da yaşanılana sırtını dönmenin, Ankara'da parçalanmış bedenlere sırtını dönmek olduğunu kavrayamayacak kadar idraksizler.

 

Rutin dışına çıkmayı gelenek haline getirenler güçten düşmüşse, vaziyeti idare edenler taifesi devletten, vesayetten, derin devletten şikayetçi olurlar ama şikayetçi oldukları muktedirse, kendileri güçten düşer, yaltaklanmanın farklı bir hali olan sessizlik rızasına gömülmeyi akıllılık sayarlar.

 

Sağ gösterip sol vurmak en büyük maharetleridir.

 

Biri gadre uğramışsa, kimliğine, ideolojisine, soyuna sopuna, gücüne bakarak hareket ederler.

 

Herkesçe onaylanan, takdir edilen, şöhretli kişilerse gadre uğrayanlar, vaziyeti idare edenler, bu vaziyete ayak uydurmakta pek de mahirdirler.

 

Maazallah, gadre uğrayan kafalarındaki kritere uymuyor, gadreden de muktedirin kendisiyse, amalarla başlayan öyle cümleler kurarlar ki zalimin zulmü bu cümlelerin vicdanları parçalaması karşısında, hiç kalır.

 

Nefretin sembolü haline gelmeleri onlar için önemli değildir.

 

Zira nefretten, şöhret devşirmeyi çok iyi bilirler.

 

Sığındıkları gazete köşeleri ve arz-ı endam ettikleri ekranlar onların kutsal mabedi gibidir.

 

Mabetlerinde, tarafsız görünmek ve devrin iktidarına bir tek eleştiri getirmemek için fır dönmek onların semalarıdır.

 

Dönerken bir elleri zincirin halkası gibi mevcut konumlarını kaybetmemeye kilitlenmişken; öteki elleri bir dilenci yakarışıyla 'bana dokunma yeter ki ey yılan, o zaman dilediğin kadar yaşa, dilediğin kadar zehrini aleme akıt' zilletiyle iktidara açık vaziyettedir.

 

Ülke yangın yerine dönmüşken, nazarları başka şeylere çevirip, olayları öyle çarpıtırlar ki haysiyetsiz kelimelerle salladıkları akılları en değme dansözlerin kıvraklığına taş çıkarır.

 

İffetini şöhretine feda eden vaziyeti idare edenler taifesi, fikir dansözlüğünü devam ettirmekte beis görmezler zira kendilerine meyleden müşterileri bulmakta sıkıntı çekmezler.

 

Onların şöhretinin gölgesine sığınıp bundan nemalanmak isteyen o kadar çok siyasetçi, kalem erbabı, iş adamı, akademisyen var ki hayretten küçük dilinizi yutarsınız.

 

Yeşil Çam filmlerindeki mahallenin iffetsiz, iffetsiz olduğu kadar güzel ve fettan kadınına, tüm mahallenin küfretmesi ama onun en küçük meyline büyük bir hazla cevap verip yatağına girmek için can atması gibi vaziyeti idare edenlerin de küfredenleri, aynı zamanda en kallavi müşterileridir.

 

İç sesleri onlara, hiç bir iktidar mutlak güçlü kalamaz, er geç yıkılıp gider telkininde bulunur.

 

''Bekle ne de olsa başlamakta olan kaos, mevcut iktidarı bitirecek, o zaman boşuna aptallık edip onlarla cebelleşmenin alemi yok'' diye takındıkları zavallığı akıllılık gibi pazarlarlar.

 

Ne yitirilen adalet, ne yapılan hukuksuzluklar, ne hukuksuzluğa maruz kalanlar ve onların geride bıraktıkları aileleri; ne de yitip giden canlar, umurlarında değil.

 

Kime muhalefet yapmak kolaysa ona muhaliflik yapmak umurlarında olan tek şey.

 

Tarafsızım havasıyla sessizlik rızasına gömüldükçe tarafsız oldukları değil insan olamadıkları anlaşılıyor.

 

Şimdi diyebilirsiniz ki kim bunlar ve nerededirler?

 

Vaziyeti idare edenler taifesi her yerde. Onları görmek için kafanızı çevirmenize bile gerek yok. Tam karşınızdalar.

 

Kimlere bakınca mideniz kalkıyorsa, kastım onlaradır.

 

SAİD SEFA / HABERDAR

YAZARIN DİĞER YAZILARI
YORUMLAR
  • Ziyaretçi
    Zeki Bol28 Şubat 2016 Pazar 08:29 Sayin Said Sefa, Gercekten de, yaziniza konu olan bu insan tipinden bol miktarda ve yasamin her alaninda var. Siz yazinizda, "gizli guc sevicileri"nin uzerine projektor tutmussunuz. Suret-i haktan gorunuyormus gibi yapip, samimiyetsizlikleri desifre edildiklerinde, "ama ben tarafsizim, her yanlisa yanlis demeliyim" gibi, hemen kendi pozisyonlarini temize cikarmaya calisanlari cok etkili bir sekilde ortaya koymussunuz. Bunlar, kendilerini "kurnaz" sanan, etraflarinda olan bitene bakip, "guclu" olarak gorduklerinin iktidar barometresine gore duruslarini belirleyenler. "Her devrin adami" olabilenleri/olabilecekleri anlatmissiniz bir anlamda. Bunlarin mottosu, "dogru zamanda dogru yerde dur, rantini mutlaka yersin" degil mi zaten? Bir de "acik guc sevicileri" var ki, ulkemizde son yillarda, demokratik degerler acisindan yasadigimiz (ve artarak yasamaya devam edecegimizin goruldugu) sakillikler karsisinda, sahip olduklari hicbir dini, etik veya ideolojik deger dahi bunlarin vicdani duyarliliklarini harekete gecirmiyor. Boylelerinin yuzdesi cok buyuk maalesef! Sizin yazinizda ortaya koydugunuz tipler gibi, maske takma ihtiyaci da hissetmiyorlar. Acik acik, bizim gibi toplumlarda guclu bir otoritenin gerektigine yurekten inaniyorlar. "Haddi bildirilecekler" e gerekenin yapilmasi konusunda, demokratik ilkeler acisindan en ufak bir kaygilari yok. Siradan insanlar bunlar. Mottolari da "kotuluk yapan cezasini ceker" seklinde. Ayni, eski Yesilcam filmlerinde oldugu gibi. Bu da normal, cunku, demokrasi konusunda yasadigimiz onca deneyim ve gecen surece ragmen toplumumuzda hala "demokrat" olmanin ne anlama geldigi anlasilamadi. Bu durum, hem okumusu, hem okumamisi, hem kentlisi hem de tasralisi icin gecerli ne yazik ki! Cagdas, insan haklari ve hukukun ustunlugune dayali, asgari degerlerinin tartisma konusu yapilmadigi bir "demokrasi ortak paydasi" olusturamadigimiz surece isimiz zor. Ama, ezici bir cogunlugunun zihniyet dunyasinin, sahip olduklari kimlikler ve onlarin sembolleri uzerinden sekillendigi toplumumuzda, insanlarimizin her seyi "siyaz/beyaz" olarak gormelerini de normal karsilamak lazim. Asilmasi gereken esik burasi aslinda. Ben, "acik guc sevicileri" olmasaydi, "gizli guc sevicileri" de olmazdi diye dusunuyorum. Sevgilerimle.
YORUM EKLE

captcha