• Dolar
  • Euro
  • BIST
Facebook Twitter

Zor olanı seçin, barış isteyin

SAİD SEFA

SAİD SEFA

10 Nisan 2016 Pazar 19:20
0 0 3

Türkiye'de en çetrefili meselelerden biri Kürt meselesidir. Olayı nereden, nasıl tartışırsanız, konuşursanız, enikonu ele alırsanız alın er geç olayın ucu devlete, siteme, düzene ve en az yüz yıllık geçmişi olan arızalı bir yapıya dokunuyor.

 

Olay bir şekilde, devletin bekası için halk feda edilir anlayışına, milliyetçiliği esas alan kişilerin hislerine, polis, asker, sivil, kadın, erkek, çocuk ölümlerinin sebep olduğu acılara, yakılan yıkılan evler, köyler, ilçeler ve kentlerden ötürü oluşmuş derin yaralara, göç zorunda bırakılmış mekansız ve sahipsiz kişilerin çaresizliğine dokunur.

 

Ne yaparsanız yapın, ne anlatırsanız anlatın, ne kadar vicdan terazisinden şaşmazsanız şaşmayın, Kürt meselesi konusunda attığınız her adım mayınlı arazide yürüme hissi verir size.

 

'Artık devlet olma sırası bizde' diyerek 16-17 yaşındaki gençleri çatışmaya feda etmeyi göze alan da; ölülerini 'devrim şehidi oldular' diyerek kutsayan da, buna karşılık 'hiç kimseye taviz vermeyin taş üstünde taş, omuz üstünde baş bırakmayın' diye savaş narası atıp ölen asker ve polisleri 'hamdolsun şahadet mertebesine erdiler' diyerek kutsayan da Kürt meselesi konusunda attığınız her adımda size bir çelme takmaya hazırdırlar.

 

Ülkenin bir yanı, yangın yerine dönmüşken ve sorun kendi tarihinde görülmemiş bir girdaba sürüklenirken, ülke olanca hızıyla bir iç savaşa giderken çelme yemeyeyim diye sessizlik rızasına gömülmek ahlaken de vicdanen de yanlış.

 

Meselenin halli, duygusal bölünmenin savaş ve kanla fiziksel bir bölünmeye dönüşmemesi için davet edildiğim her yere gocunmadan gidiyorum.

Sorunu çözebilme kabiliyetim var mı? Elbette hayır. Ama çözüm yolunda ilerleme adına bir gayret gerekiyorsa o gayretten kaçınmayı insanlığıma yakıştıramıyorum.

 

Dün, Kürt meselesinin etraflıca konuşulacağı, barış adına hala ümidin olup olmadığının ele alınacağı, her kesimle konuşma gerekliğinden kaynaklı bir davet aldım.

 

Davet HDP kurmaylarından geldi.

 

Toplantıda bir çok kanaat önderi, din adamı, İslamcı veya İslami kimliği ön plana çıkan düşünür ve ben gibi kendisini ideolojilerden soyutlamış, özgürlükçü demokrat çizgiye göre bakış açısını şekillendirmiş üç beş de gazeteci vardı.

 

Toplantının açılış ve kapanış konuşmasını haliyle HDP eş genel başkanı Selahattin Demirtaş yaptı.

 

Açılış konuşması kısa ve netti

 

'HDP'yi konuşmaya tartışmaya gelmedik. Bölgede büyük bir sorunla karşı karşıyayız, iç savaşa gidiliyor, bunu durdurma adına ne yapabiliriz, neyi doğru yaptık, nerede yanlış yaptık, tüm eleştirilerinize de sonuna kadar açığız' dedi özetle Demirtaş.

 

Öncelikle bundan sonra yapılması gerekenler için somut adımların konuşulması yerine, daha çok geçmişin ele alınması, HDP'nin parti olarak doğru ve yanlışlarının dile getirilmesi, verimi biraz düşürse de sonuç itibariyle faydalı bir toplantı olduğu kanaatindeyim.

 

Yapılan durum tespitlerine değinmeyeceğim. Hepimizin her gün konuştuğu şeyler; ama eleştiri meselesine gelince kılıcını kuşanarak gelmiş olan hayli fazlaydı.

 

Demirtaş'a

 

1. PKK'ya dur diyemiyorsunuz. Örgüte artık net bir şekilde 'ya siz ya biz' deyin.

 

2. Her şey siyaseten iyiye giderken nereden çıktı bu hendekler.

 

3. Yaptıklarınızla, örgüte meşruiyet kazandırıyorsunuz

 

4. Gerekirse rest çekip siyasetten ayrılın.

 

5. Haziran seçimlerinde size oy verenlerin bir kısmını hayal kırıklığına uğrattınız?

 

Diyenler olduğu gibi

 

1. HDP'ye oy vermedim, çünkü sizler çıkıp 'Türkiyelileşme' dediniz. Nereden çıktı bu Türkiyelileşme.

 

2. Artık, bağımsız ve kendi devletini kuracak olan bir Kürdistan var, siz siyaseten buna yeterince destek olmuyorsunuz.

 

3. Kendinizi, kime neden anlatmaya çalışıyorsunuz? Kürtlerin kimseye ihtiyacı yok.

 

4. Ne emanet oyu? Sadece Kürtlerin oyuyla zaten barajı aşabilirdiniz. Neden taleplerimizi net bir şekilde dillendirmiyorsunuz?

 

Diyenler de oldu.

 

Demirtaş, hepsini büyük bir sabırla dinledi notlar aldı. Kısaca değindiğim bu konuşmalar neredeyse 4 saat sürdü.

 

Eleştirilere cevap ve tavsiyeleri değerlendirme mahiyetinde kapanış konuşması yapan Demirtaş'ın söyledikleri bana 'evet hala umut var' dedirtecek cinstendi.

 

Maddeler halinde sıralayacak olursak Demirtaş:

 

1. Her ne kadar genç bir siyasetçi olduğum söylense de 27 yıldır aktif siyasetin içindeyim. Kürt hareketinin her safhasında yer aldım hiç bir dönem benim için bu kadar riskli değildi.

 

2. Evet, ben de biliyorum ki yüz yıllık bir kangrene dönüşmüş olan bu mesele silahla ve şiddetle çözülmez. Ama şiddeti oluşturan sebepler maalesef hala ortada. Hala Kürt halkı eziliyor, haklı talepleri karşılanmış değil.

 

3. İki tarafa da siyasetle bu meseleyi çözelim diye çağrıda bulundum, çağrıma karşılık alamamış olsam da bunu yinelemeye devam edeceğim.

 

4. Hendekler ortaya çıktığı ilk anda Cizre, Silopi, Silvan gibi örgütün de tabanı olan yerlerde miting yaptım. Hendeklere gerek yok, bu işi bırakın biz yapalım. Biz bu meseleyi siyaseten çözmek için elimizden geleni yapacağız, sizin ölmenize gerek yok diye çağrıda bulundum. Buna itiraz eden olmadığı gibi kalabalıklar tarafından alkışlandık, destek gördük.

 

5. Benim mitinglerde yaptığım hendeklere gerek yok çağrısı, iktidar tarafından ciddiye alınmadı. Durun bakalım bu adam kan dökülmesin diye iyi bir şeyler söylüyor, çırpınıyor diyen de olmadı. Medya bütünüyle iktidar medyasına dönüştüğünden  bunlara yer veren de pek olmadı.

 

6. Yüz yıl önce belki ulus devlet anlayışı olabilirdi. Ama biz fırsatçılık yapıp sıra Kürtlerin devlet kurma zamanıdır deme kolaylığına kaçmayacağız. Yıllarca mücadele ettiğimiz Türk ulus devleti yetmezmiş gibi bir de Kürt ulus devleti ile uğraşamayız.

 

7. Bu savaşın sadece hükümet ve örgüt tarafı yok. Bir çok tarafı ve değişkeni var. Hepsinin arasında denge kurmaya çalışıyorum, lütfen bu çabayı küçümsemeyin. Örgütle de defaatle sorunun çözümü adına görüştüm. Bugün hükümetle de veya çözüm önerisi getirecek herkesle de görüşmeye hazırım.

 

8.  Öcalan, çözüm süreci nihayete ermezse maalesef belki de 500 bin kişinin ölümüne neden olabilecek bir felaketin kapısı açılabilir dediğinde bunu tehdit olarak algılayanlar oldu. Hayır, bu sadece bir durum tespitiydi. Ben de olayın sonu böyle felaketlere varmasın diye siyasette kalmaya, riskler almaya devam edeceğim. Bana 'rest çek, risk al, gerekirse siyasetten çekilirim de' diyorsunuz ama emin olun bu benim için en kolay ve risksiz yol olur.

 

Aklımda kaldığı kadarıyla dünkü toplantıdan aktarabileceğim bunlar.

 

Savaş ve çatışma zamanlarında hakikati dillendirmek büyük cesaret ister.

 

Eğip bükmeden ifade edeyim. Bu işin şakası yok. Sağa sola bağırarak, onu bunu tehdit ederek, önümüze geleni terörist ilan ederek, omuz üzerinde baş kalmasın diye naralar atarak varacağımız sonuç, ancak endişe edilen iç savaşın bir an önce gerçekleşmesini kolaylaştırır.

 

Barış döneminde birini iltifata boğmanın değeri ve anlamı yok, kişinin çatışma döneminde gösterdiği gayret, attığı adımlar, aldığı riskler görülmeli ve takdir edilmeli.

 

Takdir edilmese de en azından vicdanlı kişilerce tenkit edilmemeli.

 

Her kim ne derse desin, dünkü toplantıdan edindiğim kanaat şudur.

 

Demirtaş, Türkiye siyaseti için ve Kürt meselesinin halli için hala en büyük şanstır.

 

Umarım yüz yıldır heba edilen şanslar gibi, bu şans da heba edilmez.

 

SAİD SEFA  |  HABERDAR

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI
YORUMLAR
  • Ziyaretçi
    MEZOPOTAMYALI13 Nisan 2016 Çarşamba 10:04 HDP ve PKK sol görüşlü legal ve illegal örgütler olsa da, Kürt halkının temsiliyetini omuzlayan örgütlerdir. Çözüm sürecinde APO ile görüşülmesi devlet nezdinde de temsilci olarak görüldüğünün delilidir. HDP yönetiminde her ne kadar sol görüşte olanlar kahir ekseriyeti oluşturuyorsa da altı milyonluk tarafdar seçmenin de kahir ekseriyeti inançlı kürtlerdir. Cumhurbaşkanı HDP yı kürtlerin temsilcisi görmüyorsa bu altı milyon tarafdar seçmeni nereye koyacak?? Kürt şehirlerinde TAŞ TAŞ ÜSTÜNDE -BAŞ OMUZ ÜSTÜNDE bırakılmak istenmemesinin nedenlerinden biride, mühalif kürt halkının tümünün KÖMİNİST VE DİNSİZ görülmesindendir. Günde beş vakit namaz kılan, durmadan ABD dahil her yerde CAMİ açan AKP Kürt şehirlerinde yaşanan yıkım ve öldürmeleri bu yüzden normal ve meşru görüyor. Daha doğrusu ALLAH ın tüm bu ölümleri ve yıkımları rızası için bir vesile göreceğini düşünüyor. NE KADAR YIKARSAK ALLAH O KADAR RAZI ve NE KADAR ÖLDÜRÜRSEK ALLLAH O KADAR HOŞNUT OLACAK SANIYORLAR. Biz Kürtlerde Allah doğru ile yanlışı biribirinden ayıracak bir aklı bize ve bu ALLAH ALLAH diyerek taş taş üstünde vede baş omuz üstünde bırakmayacak insanlara versin demekten başka çaremiz yoktur. Ey Allahım senin nezdinde ne Kürt nede Türk ayırımı yoktur...Sen insanları takvaları ile ölçersin. Bizim durumumuz sana agahtır...Zalim kim, zülmeden kim en doğrusunu sen bilirsin. Zalımleri başımızdan defet... diye şehırlerinden göç etmek zorunda kalan 100 binlerce Kürt hergün beş vakit bu şekilde dua ediyorlar... PEKİ Kürt şehırlerıni yıkanlar nasıl dua edıyorlar???? Allahım bıraz daha sabır verki (çünkü bu tahrıbatı yapan insanın eğer sönmemiş ise VİCDANI kendisini sürekli rahatsız eder ve uykularını kaçırır) taş taş üstünde baş omuz üstünde bırakmayayım...
  • Ziyaretçi
    Nizamettin Aktaş11 Nisan 2016 Pazartesi 06:37 Lozan rüşveti ile hipnoz edilmiş,1924 darbe anayasası ile tekciliği seçmiş,evrensel insani değerleri halkına reva görmeyenlerin,hdp'nin ülkede yaşayan halkların demografik zenginliğini,kabul etmesi,90 yıl red edilenleri görünür kılması tekci zihnin yıkımı olmuştur. Türkiyelileşememiş tekci zihin,hdp'nin tüm inançları ve dilleri,kültürleri yaşamın zenginliği sayması darbeci beslemelerin hayellerini yıktı. Ondandır yaşatılan yıkım. Barış son şanstır.
  • Ziyaretçi
    AZERİOĞLU11 Nisan 2016 Pazartesi 05:58 Demirtaş, Türkiye siyaseti için ve Kürt meselesinin halli için hala en büyük şanstır.diyorsun yazar.evet yazıyı okudum toplantıda ne dendi ne denmedi ortaya koymuşsun.ama sonunda son cümlelerinde işi yine içindekini sızdırmış devleti suçlamaya getirdin.taş baş meselesi.bakın 7 haziran öncesinde hdp barajı geçmezse kan dökülür dendi.doğuda silah zoruyla tulum çıkan yerler oldu hükümet ses çıkarmadı,çözüm sürecinde pkk hergün tehdit etti.yetmedi silah yığdı.7 haziranda hdp barajı geçti aynı gün muş vekili olması lazım bayan hemen tehdit ne dedi koruculara terk edin keleşi iyi kullanırız.hakkari vekili pkk tükürükle devleti boğar dedi.tehditler devam.selo samimi olsaydı ilk gün açıklama vatanb vekili azletseydi inandırıcı olurdu.selo pkk -pyd ye ırtımızı dayadık diyene biz halka dayadık deseydi mesala.yasin börüyü öldürenlere hesap sorsaydıakp ilkkez kürtlere birçok haklar verdi.kürtçe tv.den başla.eskiden kürtçe konuştu diye içeri atılırdı.şimdi herşey serbest.yani en azından2002 den daha kötü bir durum varmı hayır.peki pkk ne yaptı.sürekli tehdit saldırı.bunları görmüyorsan kusura bakma sen tarafını belli etmişsin.
YORUM EKLE

captcha